17 Haziran 2008 Salı
Polonya 0 - 1 Hırvatistan


Günün tercih etmediğim maçı. Dolayısıyla no comment.Stat: KlagenfuitHakemler: Kyros Vassaras, Dimitris Bozatzidis, Dimitris Saraidaris (Yunanistan)
Polonya: Boruc, Wawrzyniak, Dudka, Krzynowek, Sagonowski (Dk.69 Zahorski), Wasilewski, Zewlakow, Lobodzinski (Dk.55 Smolarek), Lewandowski (Dk.46 Kokoszka), Murawski, Guerreiro
Hırvatistan: Runje, Simic, Vejic, Knezevic (Dk.27 Corluka), Rakitic, Vukojevic, Pokrivac, Leko, Pranjic, Klasnic (Dk.74 Kalinic), Petric (Dk.74 Kranjcar)
Gol: Dk.53 Klasnic
Sarı Kartlar: Dk.38 Lewandowski, Dk.84 Zahorski (Polonya) Dk.45 Vejic, Dk.85 Vukojevic (Hırvatistan)
Avusturya 0 - 1 Almanya






Şu Avusturya'nın adam gibi bir forvete sahip olmaması nelere mal oldu. Vatandaşlarının bile katılmayalım dedikleri bir turnuvaydı bu. Gruptan çıkma ihtimalleri bile bahisleri uçuyordu. Gösterdikleri performansa vallahi helal olsun. İlk maçtaki o şok penaltı, ikincideki Polonya'nın ofsayttan gelen golü olmasa...Bu şanssızlıklar bir yana başta dediğim gibi en azından sağlam bir forvetleri olsa her şey çok farklı olabilirdi. Almanya için ise durum şu an pek parlak gözükmüyor. İlk maçtan beri büyük düşüşteler. Avusturya biraz becerikli olabilse en temizinden 2 tane yiyebilirlerdi. Dün kazanmak için sahaya çıkmadıkları ortada olmasına rağmen ben bu kadar etkisiz bir Almanya beklemiyordum. Portekiz karşısında böyle oynarlarsa eve dönerler. Gomez'e ise are you player? demek istiyorum. Böyle saçmalık olmaz. Löw bu adamda ısrar etmeye devam ederse takımın sonu olur. Çeyrek finalde Podolski mutlak Klose'nin yanına çekilmeli. Schweinsteiger de oyunda olmalı.Bizim yorumcular ağız birliği etmiş gibi Almanya'nın yıldızı yok, oyunu değiştirecek adamı yok diye bıdı bıdı konuşuyorlar. Ballack alayına "kesin ulan" dedi. Almanya'nın takım oyununundan ve disiplininden kopmamasının bireysel performansların önüne geçtiğini görmek bu kadar mı zor? Ballack, Podolski, Klose gibi adamlar mı ortalama? Michael Ballack'ın bugün oynadığı seviyede tarihte herhangi bir Türk futbolcu oynadı mı? Ya da Klose ayarında bir oyuncumuz var mı? Bir de üzerine Türkiye'nin oyunun kaderini değiştirecek çok adamı var diyorlar. Halbuki Almanya'ya bak hepsi standart oyuncular di mi?. Pöhh. Bol keseden sallaması kolay.
Portekiz-Almanya maçı ilginç olacağa benziyor. Benim favorim hala Almanya; ancak Löw Gomez ısrarında devam ederse işleri zor.
Stat: Ernst Happel
Hakemler: Manuel Mejuto Gonzales, Juan Carlos Juste Jimenez, Jesus Calvo Guadamuro (İspanya)
Avusturya: Macho, Stranzl, Pogatetz, Hiden (Dk. 55 Leitgeb), Garics, Fuchs, Ümit Korkmaz, Ivanschitz, Aufhauser (Dk. 63 Saumel), Hoffer, Harnik (Dk. 67 Kienast)
Almanya: Lehmann, Metzelder, Mertesacker, Lahm, Fritz (Dk. 89 Borowski), Friedrich, Frings, Ballack, Podolski (Dk. 83 Neuville), Klose, Gomez (Dk. 60 Hitzlsperger)
Gol: Dk. 49 Ballack (Almanya)
Sarı kartlar: Dk. 13 Stranzl, Dk. 31 Hoffer, Dk. 48 Ivanschitz (Avusturya)
Boston Celtics 98 - Los Angeles Lakers 103








Uyku problemlerim nedeniyle sadece 2. yarısını izleyebilidiğim için fazla etraflıca bir yazı yazamayacağım. Lakers'ın bu seriyi bu maçta bırakmayacağını az çok herkes tahmin ediyordu zaten. Hoş bir ara 20 lere çıkan fark klasik şekilde eridi ve Boston son dakikaya kadar maça ortaktı ama son dakikada Kobe oyuna ağırlığını koydu ve maçı Lakers'a kazandırdı. Boston seri yakalamışken takımı ateşleyen Fisher, tüm serideki en iyi oyununu oynayan Gasol, Farmar ve biraz da Odom en beğendiğim isimlerdi. Boston'da ise Doc Rivers bu sefer Paul Pierce'ı 48 dakika oynattı. Bu herifin sorunu nedir anlamıyorum. Her maç birilerini 48 dakika oynatıyor. Pierce bu maçta yolladığı 38 sayı ile seriyi Boston'ın kazanması durumunda MVP olmayı adeta garantiledi.Bundan sonrası ne olur? Boston'ın 6. maçı kazanıp şampiyon olması en olası senaryo gibi; ancak olur da seri 7. maça uzarsa...Aman aman.Etraflıca bir yazı yazamadık bari birkaç ilginç istatistik verelim:
*Boston Celtics bu playofflarda evinde 12-1 lik bir galibiyet istatistiği yakaladı. 1 galibiyet daha alırlarsa yeni bir NBA rekoru kırmış olacaklar. Bu seneye kadarki rekoru 12 maç ile Celtics(83-84) ve Lakers (87-88) paylaşıyordu.
*Lakers'ın 3. maçta aldığı 87-81 lik galibiyet 2 takım arasında playofflarda oynanmış en düşük skorlu maçtı (playofflarda zaten sadece finalde karşılaşabiliyorlar)
*Boston bütün sezon boyunca toplam 81 galibiyet aldı. Bu kendi tarihlerinde elde ettikleri en yüksek 2. rakam. Rekor 85-86 sezonunda aldıkları 82 galibiyet. Bu kadro kalan 2 maçtan birini kazanması halinde halinde rekora ortak olacak.
*Kobe Bryant 5. maçtaki 25 sayılık performansıyla Scottie Pippen'ı geride bıraktı ve playofflar tarihinin en çok sayı atan 10. oyuncusu oldu. Toplamda 3.664 sayısı var. 9. sıradaki Magic Johnson'dan 38 sayı geride.
*4. çeyreklerin adamı olan Kobe'nin bu serideki periyot periyot şut yüzdesi de bunu doğruluyor. İlginç olan her periyotta daha yüksek ortalamayla atması. İlk periyotlarda ortalama %37.9, ikincilerde %41.2, üçüncülerde %43.8 ve son çeyreklerde %45.2 ile şut atmış bu seride.
*Bir istatistikte Paul Pierce adına. Pierce bu seride ilk ve son çeyreklerde toplam 34'te 10 (%29.4) atarken ikinci ve üçüncü çeyreklerde toplamda 41'de 24 yani %58.3 lük bir yüzde tutturmuş.İlginç.
*3. maçta benchten gelerek 20 sayı atan Sasha Vujacic Lakers adına son 10 yılda playofflarda yedekten gelip en çok sayı üretilen performansı sergilemiş. En son 97-98 playofflarında Nick Van Exel Seattle'a 22 sayı atmıştı benchten gelerek.
16 Haziran 2008 Pazartesi
Türkiye 3 - Çek Cumhuriyeti 2












Böyle acayip bir maça ne denir ki? Ne sistemimizle ne anlayışımızla dünya futboluna uymadığımız ortada;ama çeyrek finaldeyiz. Böyle bir kaos anlayışından bir şeyler çıkartmak inanılmaz bir olay. Türk milli takımı, hakkında hep olumsuz konuşan benle bir Ahmet Çakar - Fenerbahçe ilişkisi oluşturdu. Portekiz maçı sonrası böyle olacak deseler ne derdim tahmin edemiyorum.
Maç öncesi Çekler 2-0 veya 2-1 alır diye tahmin ediyordum. 70. dakikada da ondan farklı bir durum yoktu. Hele ilk yarı boyunca en ufak bir şey üretmeyen bu takımın 2 farkla geride olmasına duacı olmalıydık. 2. yarıda gelen hareketlilik de sonuçsuz kalacak gibiydi; ancak bir anda Sabri'nin nefis pasında Hamit ceza sahasına köşeden daldı, topu öbür köşeye yuvarladı Arda' da Cech'in uzanamayacağı yere yolladı topu. Şimdi Hamit'in ileri çıktığında takıma yaptığı faydayı herkes görüyor. Fatih Terim 2 buçuk maç onu beke mahkum etti. Eğer bir dahaki maçta da bek başlarsa kör Fatih Terim yazılı pankartımla stadyumda olacağım. 2. yarı gol yememeye oynayacağı belli olan Çekler'e karşı Semih'i oyundan almanın da mantığı nedir anlamadım. Derken sahada ne yaptığı belli olmayan Mehmet Topal'ın yerine Kazım Kazım girdi ve ne kadar abuk subuk hareket varsa hepsini yaptı ama dedik ya Hamit coştu diye. Mehmet'in çıkınca orta sahaya geçen Hamit bence maçın en kritik performansına imza attı. 2.5 asist. O değişiklikten sonrası zaten büyük bir karmaşa ve "ne yaptın Cech" durumu. Maç öncesi kesin her topu kurtarır bu dediğim adam öyle kritik bir yerde yumurtladı ki maç penaltılara gitse o moral bozukluğuyla bir şey kurtaramayacağını düşündüm bir an. Ne kadar yetenekli ve meşhur biri olursan ol her zaman böyle takımını yakma riskin oluyor işte.Nitekim hemen sonraki atakta Nihat bir tane daha yazınca tamamen çöktü. Önce Manchester United finali ondan sonra bu maç. Cech için unutmak isteyeceği bir sezon olacak bu. Ondan sonrası ise dengesizlerin kralı Volkan Demirel şov. Yine yaptı yapacağını Volkan. O pozisyon maçın bitmesine 1 dakika kala değil 10 dakika kala olsaydı ne olacaktı? Bu maçı bilgisayar oyunlarına bağlamayı düşünüyordum ki ekşi sözlükte Volkan hakkında nefis bir entry ile karşılaştım. Okocha nickli yazar yazmış. Buraya koymamın bir mahsuru yoktur herhalde.
kendisi fifa 98'den kalma bir futbolcudur. fifa 98 zamanında q tu$u ile yapılırdı bu hareketler. yapan ki$ide kırmızı kart görürdü. daha sonra ea sports bu i$in saçmalıgını anladı sonraki fifalarda bu gereksiz tu$u kaldırdı. lakin volkan'da bu tu$ hala varlıgını sürdürüyor. ben arkadaki fotografci kılıgına girmi$ kel adamdan $üphelendim. q tu$una o basmı$ olabilir..
Gerçekten de böyle bir adam bu Volkan Demirel. Her neyse onun yerine geçen Tuncay'a şut bile gelmedi ve Türkiye çeyrek finale çıkmayı başardı. Öndeyken Koller 'i çıkarıp Baros'u almayan Brückner'in ekmeğimize yağ sürdüğü de bir gerçek tabii.
2 maçtır öyle ya da böyle geri dönmeyi başarıyor Türkiye. Hem de öyle ahım şahım bir futbol oynamadan. Goal II filmindeki Şampiyonlar Ligi finalinde böyle bir geri dönüş vardı. "Bi gidin işinize ya " deyip sinirlenmeme yol açmıştı. Böyle gerçekdışı futbol senaryoları yazmayın demiştim. Bu maç için ne diyebilirim ki?
Bundan sonraki maçımız 20 sinde. Hırvatistan ile oynayacağız. Çekler'den daha üst düzey bir takım oldukları ortada. Daha geçen hafta turnuvaya en fiyakalı girişlerden birini yapan Almanlara sahayı dar ettiler. Birkaç ay önce Wembley'de 100.000 İngiliz'e nasıl buz kestirdiklerini çoğu kişi hatırlıyordur. Kısacası işimiz bu maçtan daha da zor olacak; ama imkansız değil onları yenmek. Zaten bu maçtan sonra kimse imkansız demesin bu takıma. Hırvatları Almanlara tercih edeceğimi söylemiştim. O maçta Volkan ve Aurelio oynayamayacak. En iyisi ben yine olumsuz konuşayım maç öncesi. Bakarsın yine kazanırız.
Bu maç vesilesi ile ülkede ne kadar taramalı tüfek var öğrenmiş olduk. Arkadaşım bari adam gibi alın tabancanızı sıkın havaya. Tüfekler nereden çıktı? Çüş.
"Çek" kelimesi ile yapılan kombinasyonlarla atılan başlıklara uyuz oluyorum.Misal ÇEKilin. Ne kadar da yaratıcı. Anlamadığım diğer nokta da bütün televizyonlardaki dünya bizi konuşuyor bölümleri. Kardeşim sen zaten Avurpa Şampiyonası'ndasın. Oynanan en dandik maç bile bir şekilde dünya basınında yer buluyor. Böyle bir geri dönüş tabii ki yer alacak. Bu nasıl bir eziklik kompleksidir?
Stat: Stade De GeneveHakemler: Peter Fröjdfeldt , Stefan Wittberg , Henrik Andren (İsviçre) Türkiye: Volkan , Hamit , Emre Güngör (Dk. 61 Emre Aşık ), Servet , Hakan Balta , Arda , Tuncay , Mehmet Topal (Dk. 57 Kazım ), Aurelio , Semih (Dk. 46 Sabri ), Nihat Çek Cumhuriyeti: Cech , Grygera , Ujfalusi , Rozehnal , Jankulovski , Galasek , Matejovsky (Dk. 39 Jarolim ), Polak , Sionko (Dk. 84 Vicek ), Plasil (Dk. 78 Kadlec ), Koller Goller: Dk. 34 Koller, Dk. 62 Plasil (Çek Cumhuriyeti), Dk. 75 Arda, Dk. 88 ve 90 Nihat (Türkiye) Sarı Kartlar: Dk. 6 Mehmet Topal, Dk. 10 Aurelio, Dk. 73 Emre Aşık (Türkiye), Dk. 76 Galasek, Dk. 90 Ujfalusi (Çek Cumhuriyeti) Kırmızı Kart: Dk. 90 Volkan (Türkiye)
İsviçre 2 - Portekiz 0




0 puanda kalan bir ev sahibi olur mu? "Hadi len ordan" dedi İsviçreliler. Hakan Yakın'ın 2 golü İsviçre'ye grubun son maçında galibiyeti getirdi. Portekiz çeyrek final maçını düşünerek yedek ağırlıklı bir kadro ile çıktı. Maçı da çok salladıklarını düşünmüyorum zaten. İlginç nokta maçın adamı Hakan Yakın seçilince günün 2 maçının da adamının Türk olması. İzleme fırsatı bulamadığımız için daha fazla bir şey yazamıyorum maç hakkında.Portekiz çeyrek finalde büyük ihtimalle Almanya ile oynayacaktır. Portekiz çok kaliteli bir kadroya sahip olmasına ve istediği anlarda büyük baskı kurabilmesine rağmen Almanya karşısında çok zorlanacaktır diyorum ben; ama eğer Almanları geçerlerse final yolu o kadar dikenli değil.
Sarı Kartlar: Dk.27 Hakan Yakın, Dk.37 Vonlanthen (İsviçre), Dk.30 Ferreira, Dk.64 Riberio (Portekiz)
Yunanistan 0 - Rusya 1

Futbol katillerinin hazin sonu.Stat: Wals-SiezenheimHakemler: Roberto Rosetti, Alessandro Griselli, Paolo Calcagno (İtalya)
Yunanistan: Nikopolidis, Seitaridis (Dk. 40 Karagounis), Dellas, Kyrgiakos, Torosidis, Katsouranis, Basinas, Patsatzoglou, Haristeas, Liberopoulos (Dk. 61 Gekas), Amanatidis (Dk. 80 Giannakopoulos)
Rusya: Akinfeyev, Anyukov, Kolodin, Ignashevich, Zhirkov (Dk. 87 Berezutski), Semak, Torbinsky, Zyryanov, Semshov, Bilyaletdinov (Dk. 69 Saenko), Pavlyuchenko
Gol: Dk. 33 Zyryanov (Rusya)
Sarı kartlar: Dk. 42 Karagounis, Dk. 58 Liberopoulos (Yunanistan), Dk. 77 Saenko, Dk. 84 Torbinsky (Rusya)
15 Haziran 2008 Pazar
Transfer
Euro 2008' in gündemi işgal ettiği şu günlerde transfer piyasası durgun tabii. Turnuva sonrası patlayacaktır bombalar. 2007-2008 transfer sezonuna göz atalım biz. Soldaki rakamlar liglerde transfer harcanan para sağdakiler de giden futbolculardan kazanılan para. Beklenildiği futbolcu fabrikaları Brezilya, Arjantin ve Portekiz yine karın dibine vurmuş. Fransa dışındaki büyük ligler hep zararda zaten. Armut piş ağzıma düş durumu. Lyon Fransa'yı iyi toparlıyor.2007/08, Transfere En Çok Para Harcayanlar
1- Tottenham Hotspur : 95.150.000 €
2- Real Madrid : 92.000.027 €
3- Manchester United : 86.300.000 €
4- Liverpool : 84.050.000 €
5- Atletico Madrid : 84.000.000 €
2007/08, Transferden En Çok Para Kazananlar
1- Porto : 70.650.000 €
2- Lyon : 66.950.000 €
3- Atletico Madrid : 52.500.000 €
4- Arsenal : 51.100.000 €
5- Benfica : 49.920.000 €
2007/08, En Pahalı Futbolcular
1- Fernando Torres, Liverpool
2- Arjen Robben, Real Madrid
3- Anderson, Manchester United
4- Pepe, Real Madrid
5- Wesley Sneijder, Real Madrid
14 Haziran 2008 Cumartesi
İsveç 1 - İspanya 2




Ruslar kızar ama grubun liderini belirleyecek maçtı bana göre. İspanya golü atana kadar sahanın tek hakimiydi; ancak o ilginç korner organizasyonundan gelen golden sonra etkili olamadılar. İsveç sağlı sollu ataklarlar kalelerini yoklarken onlar seyrettiler. Puyol da sakatlanıp oyuncan çıkınca savunma zayıfladı. Hal böyle olunca Ibrahimovic affetmedi. Favori oyuncularımın müthiş performansı devam ediyor. Ibrakadabra'nın insan olmadığını da anlamış olduk o pozisyonda. Şut çekerken yerdeki ayağına Ramos tekmeyi yapıştırdı fakat hissetmedi bile. Hissetmişsede 1 cm bile oynamadı yerinden. O nasıl güçtür. Maçı atv'den izledim. İzlemez olaydım. Kim olduğunu bilmediğim spiker bozuntusu ilk yarı boyunca Kenneth Anderson'u andı. Önce Ibra'yı ona benzetti, daha sonra bazı pozisyonlarda karıştırıp İsveçlilere Kenneth Anderson diye seslendi. Karıştırdım türü bir açıklama yaptıktan sonra İsveç'in 90 lardaki kadrosundan ve yine yeni yeniden Anderson'dan bahsetti. Böyle saçmalık olmaz. Lig tv'yi açtım orda karşıma Öztürk Pekin çıktı. Allah kahretsin. 2. yarı başında Ibra oyundan çıktı. İsveç orada bitti. Bu arada atv li spikerin onun yerine oyuna giren Rosenberg'e "21 maçta 6 golü var, çok büyük bir golcü" dediğini de belirtelim. Vay anasını. Ibra çıktı İsveç bitti dedik ama İspanya'da çok etkili değildi. Bir kaç pozisyon buldular ama değerlendiremediler. Tam maç bitti demişken gol kralı olmaya kararlı olan Villa son dakika golüyle takımına çeyrek final vizesini getirdi. İsveç adına üzüldüm zira bu grubun ikincisi Hollanda ile oynayacak. İspanya 1, İsveç 2 olur bu grupta. Villa atar, Silva da böyle oynarsa Valencia başkanı coşmaz mı?Stat: Tivoli Neu
Hakemler: Pieter Vink, Adriaan Inia, Hans ten Hoove (Hollanda)
İsveç: Isaksson, Stoor, Mellberg, Hansson, Nilsson, Svensson, Andersson, Ljungberg, Elmander (Dk. 79 Sebastien Larsson), Ibrahimovic (Dk. 46 Rosenberg), Henrik Larsson (Dk. 87 Kallstrom)
İspanya: Casillas, Ramos, Puyol (Dk. 24 Albiol), Marchena, Capdevila, Senna, Iniesta (Dk. 58 Cazorla), Xavi (Dk. 58 Fabregas), Silva, Villa, Torres
Goller: Dk. 15 Torres, Dk. 90 Villa (İspanya), Dk. 34 Ibrahimovic (İsveç)
Sarı kartlar: Dk. 53 Marchena (İspanya), Dk. 54 Svensson (İsveç)
Deco Chelsea'de
2004 Avrupa Şampiyonasının benim için en keyifli yanıydı onu izlemek. Barcelona' da da yıllarca başarılı bir performans göstermişti ama bu sezon gözden düştü. Herkes İnter'e gitmesini beklerken o Chelsea'deki Portekiz cemiyetine katılmayı tercih etti. Tabii Scolari'nin bu transferde etkisi çok büyük. Ücret belli değil ama Abramovich yine elini cebine atmıştır. Esas merak ettiğim konu Lampard'ın bu transferden sonra ayrılıp ayrılmayacağı. Milano uçağında yer var mı acaba?
Hollanda 4 - 1 Fransa









Maç öncesi Hollanda alsın ama Henry arada bir tane yazsın temennim vardı, Allah'ın sevdiği bir kuluymuşum. Ölüm gurubun portakal renkli canavarı oldu Hollanda. Dünya kupası finalisti 2 takımı böyle pas pasa çevirmek kolay iş değil. Aslında Fransa'nın oynadığı oyunla 4-1 yenilmeyi haketmediği açık. İtalya'dan daha iyi bir performans gösterdiler ancak bu sene müthiş oynayan van der Sar kapıyı sadece bir kere açtı. Kritik kurtarışları vardı. Fransa kadrosuna sızmayı başarmış casus kılığındaki Thuram'ın yaptıklarına akıl sır erdirmek de güçtü. Hollanda maça daha etkili başladı. Malouda bir kornerde uyuyunca aslanım Kuyt yapıştırıverdi kafayı. O dakikadan sonra Fransa gol için yüklendi ancak soyunma odasına geride gittiler. 2. yarıya Hollanda kontralara başladı. Zaten bu takımda müthiş süratli oyuncular var. Bir an topu kaptırdınmı uçar gibi fırlıyıp yapıştırıyorlar. İşte böyle bir pozisyonda van Persie farkı 2 ye çıkardı. Fransa kaçırmaya devam etti. Derken Henry bir anda araya sarktı ve golü attı. Maçı bir arkadaşın doğumgünü vesilesiyle Köroğlu'ndaki pool pub 'da izliyorduk(Ankara). Hollanda gollerinde coşan ben Henry'nin bu golünde "aslanım bee" diye haykırınca garip bakışları üstüme çektim. Napalım golü atan Henry olunca ister istemez seviniyorum. Her neyse. Fransa'nın golünden sonra stattaki anons yeni bitmiştiki Robben "tamam sakin olun" dedi ve nefis bir gol attı. O anda ben yine "heyyt be" diye haykırınca oradaki pek çok kişinin bana gerizekalı damgası yedirdiğini tahmin ediyorum. Olsun. O saatten sonra maç zaten bitse de gitsek havasında oynandı. Artık herkes son düdüğü beklerken Sneijder Arda ile aynı dakikada onunkine benzeyen bir gol (çok daha güzeli aslında) yolladı. Hollanda şu anda turnuvanın en büyük favorisi. Yine de tarihte bu tür performanslar gösteren favorilerin patladığı çok olmuştur. Dilerim Hollanda'ya böyle olmaz. 2. maç sonunda grup birinciliğini garantilemiş durumdalar. Son dünya şampiyonuna 3, finalistine 4 tane yolladılar. Hollanda gruptan çıkamaz diyenlerin aklına tüküreyim. Sakatlanmasaydı da Babel'i de izleyebilseydik keşke. O olmadan bile Nistelrooy, Sneijder, Kuyt, Robben, Van Persie, van der Vaart ve Huntelaar gibi öldürücü bir hücum hattına sahipler. Turnuvanın teknik kapasitesi en yüksek savunması da onlarda sanırım. Önleri çok açık.Hollanda: Van de Sar, Ooijer, Mathijsen, Boulahroust, Van Bronckhorst, Van der Vaart (Dk.78 Bouma), Engelaar (Dk.46 Robben), Sneijder, De Jong, Kuyt (Dk.55 Van Persie), Van Nistelroy
Fransa: Coupet, Sagnol, Gallas, Thuram, Evra, Ribery, Makelele, Toulalan, Malouda (Dk.60 Gomis), Henry, Govou (Dk.75 Anelka)
Goller: Dk.9 Kuyt, Dk.59 Van Persie, Dk.72 Robben, Dk.90 Sneijder (Hollanda), Dk.71 Henry (Fransa)
Sarı Kartlar: Dk.32 Makelele, Dk.82 Toulalan (Fransa), Dk.51 Ooijer (Hollanda)

