NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NBA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2009 Pazar

NBA Hall Of Fame 2009 Seramonisi







"Hall OF Fame" törenleri tarihinin unutulmazlarından biri oldu bu. 2003'te basketbolu bırakan üç efsane; Michael Jordan, John Stockton ve David Robinson ve iki efsane koç Jerry Sloan ile Vivivan Stringer Nba Hall Of Fame'e dahil oldular. "Koca yürek" David Robinson'ı sevmeyen bir adamın olabileceğine inanmıyorum bu dünyada zaten. 71 sayı attığı Clippers maçını da biyerden mutlaka bulun izleyin. John Stockton da kılkuyruk tipine rağmen gelmiş geçmiş en iyi üç pg' dan biridir zaten benim gözümde (Magic Johnson' ın bir arkası, Jason Kidd'in bir önü diyerek açalım hatta). Törenin esas şonu ise elbetteki gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu kabul edilen Michael Jordan'dı. Öyle bir konuşma yaptı ki, sadece bu bile neden Jordan olduğunun anlamaya yeterdi. Kürsüye çıkıp klasik bir x'e teşşekkürler, y 'ye sevgiler konuşması yapmadı. Aksine pek çok kişiye güzelce "geçirdi". Onu rekabetçi olma yolunda daha çok ateşleyenlere ise saygılarını sundu. Hayatımda izlediğim en iyi ve en etkileyici konuşmalardan biriydi. "Kim bilir belki 50 yaşımda tekrar geri dönerim" dediğinde salondan yükselen kahkalara dediği bile çok manidardı, "Gülmeyin."

Çok yaşa Majesteleri.

Jordan'ın konuşması: İzleyin, izlettirin.
Bölüm 1
Bölüm 2
Bölüm 3

Ve Jerry Krause'a verilen en güzel ayar:
"Jerry's not here, i don't know who'd invite him. I didn't. I hope he understands it goes a long way. He's a very competitive person. I was a very competitive person. He said organizations win championships. I said, 'i didn't see organizations playing with the flu in Utah. I didn't see it playing with a bad ankle.'"

11 Eylül 2009 Cuma

Allen Iverson Memphis'de


Zerre kadar sevmediğim bir adamdır, baştan söyleyeyim. Kariyerindeki serbest düşüş devam ediyor güzel bir cümle olurdu; ancak Detroit macerası kadar düşebileceğini zannetmiyorum. İlk 5'te çıkacabileceği sayılı takım kalmıştı şu ligde. Onlardan biri de Memphis işte. 3 numarasına tekrar kavuşmuş en azından. Zach Randolph'la top benim kavgası yaparlarsa şaşırmam. Taraftar heyecanlı tabii, ne olursa olsun Iverson. Boru değil. Yine de bir eskiden muadili olan Kobe Bryant'ın şu anki konumuna bakın bir de Iverson'a. Sonuç ortada. Pek ibret alınacak bir hikayeyle sonlanmayacak kariyeri. Playoff? Nah playoff diyorum.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Lakers 2009 Şampiyonluk DVD' si


Nihayet bugün elime ulaştı bu dvd. Şampiyonlukla taçlanan, unutulmaz performansların yaşandığı bu masalsı sezonu yeniden yaşamak isteyen tüm Lakers taraftarlarının kaçırmaması gereken bir belgesel. Normal sezonun önemli anları, tüm play-off maçları ve perde arkası görüntüleri, üzerine oyuncu yorumlarıyla çok leziz olmuş bence. Tek eksiği Phil Jackson' ın Batı Karması'nın koçluğunu yaptığı, Shaq ve Kobe'nin yeniden buluşup bir de üzerine MVP ödülünü paylaştıkları 2009 All-Star maçına yer verilmemiş olması. O kadar kusuru da olsun canım. Sağlam bir ekstra içeriğine de sahip olduğunu belirtelim.

Amazon'da 25 dolardan 20 dolara düşmüş durumda şu an. İlgilenenlere duyurulur.

2 Ağustos 2009 Pazar

Kobe Bryant

Efendim malum Lakers' ın şampiyonluğu üzerine iki kelam etmek gerek; ancak zaten bugüne kadar herkes okuyacağını okuduğundan ben biraz daha özele inip Kobe Bryant üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağım. Kobe'nin son yıllardaki gelişimi ve özellikle Michael Jordan'la karşılaştırılması üzerine....

-"Neden büyük harf kullanmadın" derseniz aşağıdaki yazı 15 Haziran tarihinde ekşi sözlüğe kobe bryant başlığı altına yazdığım yazının copy-paste ile buraya taşınmış halidir, o yüzden büyük harf bulunmamaktadır. Tekrar baştan yazmak istemediğim için direk buraya geçirmek durumunda kaldım. -

2004 yılında lakers finalde detroit pistons' a kaybedip darma duman olduğunda gelmiş geçmiş en iyilerden olabilmesi, hatta michael jordan'la kıyaslanabilmesi için önünde atması gereken çok büyük adımlar olan oyuncuydu. hatta phil jackson'ın o sezonu anlatan "ruhunu arayan takım" kitabını okumuş olanlar bilir, phil takım içindeki birçok sorundan kobe'yi sorumlu tutuyor, gm mitch kupchak'e kobe'yi yollaması için baskı yapıyordu. mitch'in ise kobe'nin önünde daha uzun bir kariyer olduğu gerekçesiyle bunu reddettiğini biliyoruz. hatta phil bir bölümde "seneye kobe varsa ben yokum" dediğini de söylüyor. o sene ayrılan phil jackson ve shaquille o'neal'ın ardından lakers tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşıyor, playoff dışında kalıyor, kobe'nin shaq' siz hiçbir şey olmadığı, michael jordan'la asla kıyaslanamayacağı söyleniyordu. işte o sezondan itibaren nba' in bu en antipatik adamının sonunda en saygı duyulan adamı haline geldiği yolculuğu başladı.

önce nba tarihine geçecek performanslar verdiği, bireysel gücününün sınırlarını gösterdiği (81 sayı, üç çeyrek 62 sayı, 4 maç üstüste 50+ sayı, 35 ortalama vs vs) sezonlar geldi. bu performanslar onu nba'in en iyi skorerlerinden biri olmaktan, en iyi skoreri seviyesine yükseltti ve ilk adımı atmış oldu; fakat bunun yetmeyeceği aşikardı. phil jackson'ın da dönüşüyle lakers yeniden bir yapılanmaya girmişti (bu dönemde shaq'in miami ile bir şampiyonluk kazandığını da hatırlatalım, bu durumun kobe'yi kamçılamış olması yüksek ihtimal). artık kobe'nin etrafındaki kalasların yerine daha iyi ve kaliteli oyuncular gelmeye başlamıştı. işte burada kobe çok önemli bir şey yaptı. lige girdiğinden beri eleştirilen egosunu minimum seviyesine indirmeyi başardı. bireysel limitlerinin sınırlarını zorlamasından sonra bunu yapması da ikinci adımı oldu. takımı için daha çok oynamaya, takım arkadaşlarına liderlik etmeye başladı. 2007-2008 sezonunun mvp'si olmayı başardı. gasol' un da katılımıyla eksik parçayı tamamlayan lakers o sezon batıyı 1. bitirip nba finaline kadar yükseldi. celtics'in geriden geldiği o 4. maç olmasa belki şampiyon da olabilirlerdi ama nihayetinde ezeli rakiplerine 4-2 kaybedip sezonu noktaladılar.

kobe istediğinde arkadaşlarını nasıl ön plana çıkarabileceğini göstermiş, oyununu bir üst seviyeye taşımıştı. yeniden zirveye çıkabileceğini gösterdiği o sezon attığı bir diğer büyük adımdı. en nihayetinde kariyerinin tek eksik parçasını tamamladığı bu sezona geliyoruz. özellikle kobe'nin geçen sezonki yenilgiden ne kadar hırslandığını da görebiliyoruz. 2008 finallerindeki basın toplantılarında hep neşeli ve şakacı olan, hatta boston'ın 24 sayıdan geri geldiği maç sonunda bile şaka yapmayı başaran kobe'nin gittiğini, yerine 25 sayı farkla maçı kazansa bile son derece ciddi bir şekilde sadece şampiyonluğu istediğini söyleyen bir kobe'nin geldiğini gördük. normal sezonda da mvp yarışını ikinci bitiren kobe, playofflar boyunca takımının en ihtiyaç duyduğu yerlerde sahneye çıkarak takımını nba finaline çıkardı ve en nihayetinde tecrübesiz magic'i yenerek kariyerinin tek eksik parçası olan nba final mvp'si ödülünü ve bir daha asla kazanamaz, shaq'siz yapamaz eleştirilerini toprağa gömerek çok istediği şampiyonluğu takımına kazandırdır. bunu da 30.2 sayı, 5.3 ribaund, 5.5 asist gibi etkileyici istatistiklerle yaptı (final ortalamaları 32.4 sayı, 5.6 ribaund, 7.4 asist)

artık bu saatten sonra nba'in şu anki en iyi oyuncusunun kim olduğunu tartışmanın lüzumu olmadığı açık. muadillerinin (tracy mcgrady, allen iverson, vince carter) nerede olduklarını biliyoruz. yeni jenerasyon süper starlardan da (lebron james, dwyane wade, carmelo anthony, dwight howard) hala bir gömlek üstün olduğu ortada. tarihteki yerini tartışabiliriz ama; kobe yukarıda kabaca anlatmaya çalıştığım evrimi geçirmeseydi müthiş yetenekli; fakat şımarık, egoist, itici bir yıldız olmaktan asla kurtulamaycak ve hiçbir zaman bu kadar büyük bir oyuncu olamayacaktı. lakin o gereken adımların hepsini atmayı başardı ve bugün bulunduğu seviyeye yükseldi. en iyi olduğunu kanıtladı. hala birkaç özel "hater" ı var; ama onların da içlerinde bir yerde artık saygı duyduklarını tahmin ediyorum.

en sonunda gelelim artık daha da çok konuşulmaya başlanacak kobe vs michael jordan olayına. baştan söyleyeyim şu anda hala michael jordan' ın gelmiş geçmiş en iyi oyuncu olduğunu düşünüyorum. belki onu kobe' nin yarısı kadar sevmiyorum ama müthiş saygı duyuyorum. bir önceki cümledeki "hala" ibaresini kullanmamsa kobe'nin gittikçe o seviyeye yaklaşıyor olmasından ileri geliyor. iki oyuncuyu hangisi daha iyidir diye karşılaştırmada kullanabileceğiniz en somut argümanlar kazandıkları başarılardır. yoksa hangisi daha yetenekli, daha hırslı vb şeyleri karşılaştırmaya çalışırsanız işin içinden çıkamazsınız ( federer vs nadal, ronaldo vs messi, alex vs hagi vesaire vesaire). kobe ve jordan'ın da çıkıp birebir maç yapmadıklarını ve tabiiki en önemlisi aynı dönemde oynamamış olmalarını (kobe'nin çaylak sezonu var bir tek) göz önünde bulundurursak onları karşılaştırmak çok zor; fakat şu bir gerçek ki kobe artık michael jordan'la kıyaslanabilecek seviyeye yükseldi. hala jordan seviyesinde değil ama önce de söylediğim gibi giderek yaklaşıyor ve üç sene önce kıyaslanmayı haketmiyordu, artık hakediyor. vince carter olsun, lebron olsun diğer karşılaştırılan oyuncular bu seviyenin çok çok altındalar.

son bir cümleyle toparlayalım. artık kobe mi michael mı tartışmasının başladığı yerde insanların "ya bırak allasen", "yok artık" deme lüksleri kalmadı bence. kobe bryant dün gece itibariyle artık bu kıyaslamayı hakedecek seviyeye geldi. bu kıyaslamayı hakedecek tek oyuncu olduğunu gösterdi. jordan hala önde; fakat lakers'ın bu kadro ile daha en az 2 yıl şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu ve kobe'nin daha 30 yaşında olduğunu göz önüne alırsak kobe' nin eli güçlü. mj' e bir adım daha yaklaşabilir, aynı seviyeye gelebilir ve hatta onu geçebilir de. bekleyip göreceğiz...

10 Temmuz 2008 Perşembe

Elton Brand Sixers'ta

NBA 'de free agent olan oyuncuların transfer döneminin başlamasıyla ilk bomba patladı. Clippers'ta bir şey olmayacağını en sonunda idrak eden Elton Brand Philadelphia 76ers'la anlaştı. 5 yıl için 82 milyon $ lık bir kontrat yapmış. Çoğu kişi underrated bir oyuncu olduğunu düşünse de bence "overrated" bir oyuncudur. Elbetteki etkili biri ama o süperstar seviyesinin bir altında bence. Sixers geçen sezon Detroit karşısında sürpriz bir performans göstermişti. Geleceğe umutla bakıyorlar. Bu transferle seneye daha büyük işler başarabilirler. Yine de bu transferle -ileride takas olmazsa- şampiyonluk yaşama ihtimali kalmadı bence Brand'in.

3 Temmuz 2008 Perşembe

Sonics Oklahoma' ya

Katrina kasırgası Hornets'ı organizasyonunu Oklahoma'ya taşıdığında Oklahoma bir NBA takımına gayet güzel ev sahipliği yapabileceğini herkese göstermişti. Şehir halkı kısa süren o macerada Hornets'ı hiç yalnız bırakmamıştı. Hornets evine geri döndükten sonra da bu şehrin bir takımı hak ettiği konuşulmaya devam etti. Bir süredir Seattle'dan taşınmak için yer arayan Sonics organizasyonu ise 1 senedir devam eden çalışmaların sonucunda Oklahoma'ya taşınmaya kara verdi. Resmi açıklama dün yapıldı. Seattle halkına da teşekkür etmeyi ihmal etmediler tabii. İşin ekonomik boyutu biraz karışık ama. İptal edilen pek çok kontrat olduğu için herkes birbirine milyon dolarları dökecek. Kolay değil tabii şehir değiştirmek.

Oklahoma'daki Ford Center bundan sonra Sonics'in yeni evi.

David Stern de yaptığı açıklama da NBA' in Seattle şehrini birinci sınıf bir basketbol şehri olarak görmeye devam ettiğini ve yapılacak yeni ve modern bir salonla yeniden bir NBA takımına ev sahipliği yapabileceğini söyledi.

Aslında böyle durumlar taraftarlar için çok kötü bir durum. Mesela doğduğundan beri Sonics'i tutan bir taraftar ne yapsın? NBA böyle bir yer işte.

Peki adamların beğenmediği Key Arena gibi bir salon bizim ülkede var mı? Tabii ki hayır.

Boston Celtics #86

Her zaman Uğur Boral' a benzettiğim bir oyuncudur Semih Erden. Tip olarak değil tabii. İkisi de yetenekli olmalarına rağmen saha içinde yaptıkları hıyarlıklar saymakla bitmez. Takımı rezil de ederler vezir de; ancak Boston'da takımı rezil ya da vezir edecek durumu olmayacaktır. Rotasyonda fazla etkili bir rol üstleneceğini zannetmiyorum. Chris Mihm bu sene Lakers' ta ne kadar oynadıysa o kadar oynayacaktır muhtemelen ilk sezonunda. Kolay değil tabii NBA şampiyonuna gidiyor. Peki kariyerinin ilerleyen yıllarında önemli bir oyuncu olabilir mi? Neden olmasın.

Röportaj.

Keşke söylediklerini adam gibi çevirecek biri olsaymış bu arada. Vidyoyu izleyenler anlayacaktır ne dediğimi. Bostons nedir allahım?

ps: Kontratının son yılı olan gelecek sezonu da Fenerbahçe'de geçirip öyle gidecekmiş Semih.

28 Haziran 2008 Cumartesi

Change

Chicagolu lar senatörlerinin Demokrat Parti başkan adayı olmasından ve piyangodan çıkan 1. sıra draft hakkından oldukça memnun gözüküyorlar. Derrick Rose kadrolarına iyi bir takviye olacaktır kanımca. Fotoğrafta görüldüğü gibi takımdaki revizyonu Obama'nın seçim sloganı ile harmanlayıp 7. şampiyonluğu kovalayacaklar önümüzdeki yıllarda.

Change
We Can Believe In

NBA Draft 2008 New York

1. Round

1 Chicago - Derrick Rose
2 Miami - Michael Beasley
3 Minnesota - O.J. Mayo
4 Seattle - Russell Westbrook
5 Memphis - Kevin Love
6 New York - Danilo Gallinari
7 LA Clippers - Eric Gordon
8 Milwaukee - Joe Alexander
9 Charlotte - D.J. Augustin
10 New Jersey - Brook Lopez
11 Indiana - Jerryd Bayless
12 Sacramento - Jason Thompson
13 Portland - Brandon Rush
14 Golden State - Anthony Randolph
15 Phoenix - Robin Lopez
16 Philadelphia - Marreese Speights
17 Toronto - Roy Hibbert
18 Washington - JaVale McGee
19 Cleveland - J.J. Hickson
20 Charlotte - Alexis Ajinca
21 New Jersey - Ryan Anderson
22 Orlando - Courtney Lee
23 Utah - Kosta Koufos
24 Seattle - Serge Ibaka
25 Houston - Nicolas Batum
26 San Antonio - George Hill
27 New Orleans - Darrell Arthur
28 Memphis - Donte Greene
29 Detroit - D.J. White
30 Boston - J.R. Giddens

2. Round

1 Minnesota - Nikola Pekovic
2 Seattle - Walter Sharpe
3 Portland - Joey Dorsey
4 Minnesota - Mario Chalmers
5 LA Clippers - DeAndre Jordan
6 Portland - Omer Aşık
7 Miami - Luc Richard Mbah a Moute
8 Charlotte - Kyle Weaver
9 Chicago - Sonny Weems
10 New Jersey - Chris Douglas-Roberts
11 Indiana - Nathan Jawai
12 Sacramento - Sean Singletary
13 Sacramento - Patrick Ewing Jr.
14 Utah - Ante Tomic
15 San Antonio - Goran Dragic
16 Seattle - Trent Plaisted
17 Washington - Bill Walker
18 Phoenix - Malik Hairston
19 Golden State - Richard Hendrix
20 Seattle - DeVon Hardin
21 Dallas - Shan Foster
22 Miami - Darnell Jackson
23 Utah - Tadija Dragicevic
24 Houston - Maarty Leunen
25 Portland - Mike Taylor
26 Seattle - Sasha Kaun
27 San Antonio - James Gist
28 LA Lakers - Joe Crawford
29 Detroit - Deron Washington
30 Boston - Semih Erden Fazla sürpriz olmadı diyebiliriz bu draftta. İlk 2 sıra tam da beklenildiği gibiydi. Bizim için önemli yanı Ömer Aşık ve Semih Erden'in seçilmiş olması tabii. Portland tarafından 2. raundda 6. sırada seçilen Ömer Aşık'ın haklarının Chicago'ya devredildiğini de belirtelim.

18 Haziran 2008 Çarşamba

Boston Celtics Şampiyon

Maç hakkında söyleyecek fazla bir şey yok aslında. Boston Los Angeles'ta 24 sayıdan geri döndüğünde zaten kazanmıştı bu kupayı. Bu maç resmiyet kazandırdı. Paul Pierce MVP. 92-131 lik skor hoş olmadı tabii. Hatta ekran başında sinir krizine girdim diyebilirim. Rolan Garros finalinin son setinde Nadal'a teslim olan ve bitsede gitsem diye oynayan Federer'den farksızdı Lkaers 2. yarıda. Sezon başında Danny Ainge'in önünde 2 seçenek vardı. Ya kaliteli gençlerle kurulacak bir kadroyla uzun vadede başarılı bir takım yaratmak ya da bir kumar oynayıp tecrübeli yıldızlarla kısa süre içinde olsa şampiyonluk yarışına girmek. 2.yi seçti ve Ray Allen ile Kevin Garnett gibi iki dev ismi kadrolarına kattılar. Bütün bir sezon rahat bir görüntü çizseler de playofflarda zorlandıkları anlar oldu. Ama Los Angeles Lakers'a ters bir takım olduğu sezon içindeki maçlardan belliydi ve dolayısıyla bir adım öne çıktılar. Staples Center'daki 4. maç o farktan verilmese şimdi 7. maçı bekliyor olurduk. Neyse. Dedik ya Celtics kısa vadeli başarı için kurulmuş takım. Bu mücadeleyi en fazla 2 sene daha sürdürürler. Lakers ise genç bir takım. Kobe henüz 30'una girmedi. Ligin en ateşli benchlerinden birine sahipler. Farmar ve Vujacic gibi yetenekli oyunculara ve başarılı görev adamları olan Radmanovic, Turiaf ve Walton gibi isimlere sahipler. Sezon ortasında gelen Gasol da bu sezon gösterdiği gibi ileride büyük katkılar yapacak. Bynum'ım dönüşü ile 4 numaraya geri dönüp pota altında tek başına çarpışmaktan kurtulursa çok daha verimli olacağı kesin. Bynum dedik, bu sezon büyük gelişme gösteren genç yıldızın geri dönüşü ile Lakers çok daha etkili bir takım olacaktır. Keza Ariza'nın dönüşü ile de. Tabii Lamar Odom ve Fisher'ı unutmak olmaz. İkisi de bu takımın çok önemli parçaları ve seneye daha iyi katkı yapmalarını bekliyorum ben. Lakers'ın NBA 'in ilerideki 5 yılına damgasını vurması bekleniyor. Şu görüntüde onlarla ileride çarpışabilecek en büyük aday New Orleans Hornets. Suns ve Spurs gibi takımların devri kapanıyor artık.
Bakalım yeni sezon neler getirecek.
Bu arada bazı NBA yıldızlarıyla ayrılığımızın bu yaz daha kısa süreceğini hatırlatmak gerek. Kobe Bryant, Lebron James, Jason Kidd, Dwyane Wade, Carmelo Anthony ve Dwight Howard gibi yıldızlara sahip olan Amerika Milli Takımını olimpiyatlarda izleme fırsatı bulacağız. Yeni jenerasyon Dream Team ülkesine altın madalya ile dönebilecek mi?

17 Haziran 2008 Salı

Not in LA

5. maç öncesinden bir görüntü.

Boston Celtics 98 - Los Angeles Lakers 103

Uyku problemlerim nedeniyle sadece 2. yarısını izleyebilidiğim için fazla etraflıca bir yazı yazamayacağım. Lakers'ın bu seriyi bu maçta bırakmayacağını az çok herkes tahmin ediyordu zaten. Hoş bir ara 20 lere çıkan fark klasik şekilde eridi ve Boston son dakikaya kadar maça ortaktı ama son dakikada Kobe oyuna ağırlığını koydu ve maçı Lakers'a kazandırdı. Boston seri yakalamışken takımı ateşleyen Fisher, tüm serideki en iyi oyununu oynayan Gasol, Farmar ve biraz da Odom en beğendiğim isimlerdi. Boston'da ise Doc Rivers bu sefer Paul Pierce'ı 48 dakika oynattı. Bu herifin sorunu nedir anlamıyorum. Her maç birilerini 48 dakika oynatıyor. Pierce bu maçta yolladığı 38 sayı ile seriyi Boston'ın kazanması durumunda MVP olmayı adeta garantiledi.Bundan sonrası ne olur? Boston'ın 6. maçı kazanıp şampiyon olması en olası senaryo gibi; ancak olur da seri 7. maça uzarsa...Aman aman.

Etraflıca bir yazı yazamadık bari birkaç ilginç istatistik verelim:
*Boston Celtics bu playofflarda evinde 12-1 lik bir galibiyet istatistiği yakaladı. 1 galibiyet daha alırlarsa yeni bir NBA rekoru kırmış olacaklar. Bu seneye kadarki rekoru 12 maç ile Celtics(83-84) ve Lakers (87-88) paylaşıyordu.
*Lakers'ın 3. maçta aldığı 87-81 lik galibiyet 2 takım arasında playofflarda oynanmış en düşük skorlu maçtı (playofflarda zaten sadece finalde karşılaşabiliyorlar)
*Boston bütün sezon boyunca toplam 81 galibiyet aldı. Bu kendi tarihlerinde elde ettikleri en yüksek 2. rakam. Rekor 85-86 sezonunda aldıkları 82 galibiyet. Bu kadro kalan 2 maçtan birini kazanması halinde halinde rekora ortak olacak.
*Kobe Bryant 5. maçtaki 25 sayılık performansıyla Scottie Pippen'ı geride bıraktı ve playofflar tarihinin en çok sayı atan 10. oyuncusu oldu. Toplamda 3.664 sayısı var. 9. sıradaki Magic Johnson'dan 38 sayı geride.
*4. çeyreklerin adamı olan Kobe'nin bu serideki periyot periyot şut yüzdesi de bunu doğruluyor. İlginç olan her periyotta daha yüksek ortalamayla atması. İlk periyotlarda ortalama %37.9, ikincilerde %41.2, üçüncülerde %43.8 ve son çeyreklerde %45.2 ile şut atmış bu seride.
*Bir istatistikte Paul Pierce adına. Pierce bu seride ilk ve son çeyreklerde toplam 34'te 10 (%29.4) atarken ikinci ve üçüncü çeyreklerde toplamda 41'de 24 yani %58.3 lük bir yüzde tutturmuş.İlginç.
*3. maçta benchten gelerek 20 sayı atan Sasha Vujacic Lakers adına son 10 yılda playofflarda yedekten gelip en çok sayı üretilen performansı sergilemiş. En son 97-98 playofflarında Nick Van Exel Seattle'a 22 sayı atmıştı benchten gelerek.

14 Haziran 2008 Cumartesi

Şişenin Dibine Vurmak Lazım



24 sayıdan kaybedilen maçın ardından...

The Last Shot

Bugün itibariyle tam 10 yıl oluyor. Neler değişmedi ki şu 10 yılda?

Boston Celtics 97 - Los Angeles Lakers 91

Bir maç bir takımın avcunun elinden nasıl kayıp gider? Hem de bu kadar önemli bir maç? Bu saatten sonra Lakers'ın geri dönmesine ihtimal vermiyorum. Oysa ne güzel başlamıştı her şey. İlk yarıda adeta şov yaparken, farkı bir ara 20 sayının üstüne çıkarmışken, Kaan Kural katliam lafları ederken keyfimiz yerindeydi. Ondan sonra ne olduysa 3. çeyrekte oldu. Boston Celtics 2. yarısına 18 sayı geride başladığı maçı kazanmayı bir şekilde becerdi. Hem de arkasında seyirci desteği olmadan. Notebook' da Lamar Odom'un enteresan adam olduğunu söylemiştim. Lamar "1 maç var 1 maç yok" Odom bu maçta ilk yarı mükemmel oynarken ikinci yarı ortada gözükmedi. Gerçi Celtics 4 kısalı 5'le sahadayken Jackson takımı Lamar Odom üzerinden oynatsa etkili olabilirdi. Kobe de 17 sayıda kalınca Lakers Boston' ın geri dönüşünü engelleyemedi. Gecenin kahramanı en çok sayı ata Paul Pierce değil, 48 dakika oynayan Ray Allen ve müthiş işler yapan James Posey'di. Bir Lakers taraftarına nasıl sinir krizi geçirilir belgeseli tadındaki bu maç artık şampiyonu belli etti diyebiliriz. Bu seri 4-2 biter diyorum.

12 Haziran 2008 Perşembe

Boston Celtics 81 - Los Angeles Lakers 87

Allah'ın belası alarm çalmadığı için mi yoksa duymadığım için mi bilmiyorum..Ama uyanamadığım için maçı canlı izleyemedim.Skora bakmadan banttan izlerim diyordum,banttan verilen yayın saatiyle ders çakışınca onu da izleyemedim.4-1 kaybettiğimiz 2004 finallerinde sadece bir maçı onu da uyanamadığım için kaçırmıştım, o da kazandığımız tek maçtı.Yine aynı durum olursa kırarım yemin ediyorum kafamı.Özet dışında bir fikrim de olmadığı için uzun uzun yazamayacağım maçı. Saha Vujacic'e olan sevgim 3 kat daha arttı.Kobe de formunu bulmuş artık. 4. maçta Gasol ve Odom'dan daha etkili performanslar bekliyoruz.Celtics cephesinde ise Rondo ve Allen dışındakiler fazla ortada gözükmemiş anlaşılan. 4 maçı kazanıp Lakers a büyük bir darbe vurmak için çok daha hırslı olacaklardır muhtemelen. Murat Kosova'da maçta "bizim arabayı mı çekmişler" tarzında bir şey söylemiş galiba.Hey Allahım..

4. maç sabaha karşı 04.00 te. Tabii ki NTV yayınlıyor. 2 tane saat kurmak lazım.

11 Haziran 2008 Çarşamba

Los Angeles Lakers 102 - Boston Celtics 108

"A comeback that will be forgotten"

Evet böyle diyordu nba.com bu maçın ardından. Gerçekten de kazanamadığınız sürece 24 değil 40 sayıdan da geri gelseniz performansınız unutulmaya mahkumdur. Tarhi sadece kazananları yazar çünkü. Aslında Lakers maç daha agresif başlamıştı ama çok geçmeden Boston ipleri eline aldı. İlk çeyreğin yarısından son çeyreğe kadar maçı istedikleri gibi götürdüler ve farkı 24'e kadar çıkardılar. Burada Leon Powe' dan bahsetmeden olmaz. Yedeğin yedeği konumundaki bu eleman attığı 21 sayı ile maçı Celtics' e getiren isimdi (muhtemelen kariyer rekorudur bu ama emin değilim tam). 16 asist yapan Rondo da önemli bir faktördü tabii. Lakers son çeyreğin bitimine 8 dakika kala bütün maç göstermesi gereken performansı göstermeye başladı. Bu çabaya atılan üçlükler de eklenince fark eridi. Boston'ın son çeyrek sendromu da yine sahadaydı. Çok büyük hatalar yaptılar. 24 sayı olan fark 40 saniye kala bir anda 2' ye inmişti ; ama Pierce en kritik anda faulu yaptırıp farkı 4' e çıkardı. Sonraki hücumda Sasha Vujacic bloğu yiyince Lakers tarih yazma fırsatını elinden kaçırmış oldu. Yine de sabahın köründe bu geri dönüş ile beni zıp zıp zıplatan bu oyunculara teşekkür etmek lazım. Bu gayreti biraz daha erken gösterseler maçı almamaları için hiçbir neden olmazdı. Seri bundan sonra Los Angeles' a taşınacak ve ben o 3 maçtan Lakers'ın en az 2 galibiyet çıkaracağına inanıyorum. Bu durumda Kobe Boston'a yeniden dönüşte kamikaze oyununa geçebilir. Eğer 3 te 3 yaparsa keyfime diyecek olmaz işte