Euro 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Euro 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2008 Perşembe

Aurelio

"F.BAHÇE ile FIFA’lık olacağız.. Ama FIFA öncelikle futbolcu haklarını koruduğu için Aurelio oynayabilecek.. Betis de FIFA ile temas kurdu, yoksa 3+1 yıllık sözleşme imzalamazlardı.. Aurelio yarın yeni takımıyla idmanlara başlayacak.. Ben Aziz Bey’i çok uyardım.. 6 ay önce 1.1 milyon Euro olan ücretinin iyileştirilmesini istedim.. Yıldırım ise ‘Aurelio’yu bizden kimse alamaz kardeşim, sen işine bak’ dedi.. İşler bu noktaya geldi.. Aurelio’nun kızdığı bir nokta da F.Bahçe’ye gelen her yabancının 3 milyon Euro’nun üstünde ücret almasıydı.. Aurelio ise sezonun bütün maçlarında oynamasına karşın, onların 3’te 1’i kadar para almayı gururuna yediremedi..”

“AURELIO Türkiye’de mutluydu. Ancak başkan Aziz Yıldırım’ın despot tavırları sabrını taşırmıştı.. Yıldırım, sürekli soyunma odasına girip kötü geçen maçların ardından futbolcuları fırçalıyordu.. Hele bir olay var ki, Aurelio’nun aklından çıkmıyor.. 2-0 kaybedilen Bursa maçından sonra başkan yine soyunma odasına girip ’Böyle devam ederseniz sizi pırasa gibi doğrarım, ayağınızı denk alın’ şeklinde çok sert bir uyarı yapmış.. Aurelio, her fırça sırasında soyunma odasında başını öne eğmekten bıktı, usandı.. Bana sürekli dert yanıyordu.. Ama yine de profesyonelliğinin gereği olarak sesini çıkarmıyordu..”

Bayram Tutumlu

Özkan Sümer onu zamanında Brezilya'nın sokaklarından 1.000 euro ya tav ederek getirmişti. Ondan sonraki hikayeyi herkes biliyor. Geçen sezonun ortasından beri gitmeyi kafasına koymuştu zaten. Çocuklarının eğitimi için diyorlar. Shevchenko'yu hatırlattı bana o da giderken çocuklarım için türü laflar gevelemişti. Bence esas neden yukarda yazanlar ve Aurelio'nun İspanya'da oynamak gibi bir hayali olması. 31 yaşına geldi. Ya şimdi ya hiç olacaktı o da son şansını kullandı. Tabii Bayram Tutumlu'nun da Fenerbahçe Aurelio ilişkisini yokuşa sürdüğünü göz önüne almak gerek. Kaldık Maldonado, Deniz ve Selçuk ile. Deniz' e okey de diğer ikisiyle olmaz. Zico gibi lüzumsuzca ısrar edeceğini düşünmüyorum Aragones'in Maldonado konusunda. Selçuk dengesizin Allahı. Takıma bir ön libero şart oldu. Mevcut kadro seneye ortada göçecek gibi.

30 Haziran 2008 Pazartesi

UEFA 'nın Kadrosu

UEFA turnuvanın en iyi oyuncularını seçmiş. Turnuvaya her takımın katıldığı rakam olan 23 ü benimsemişler seçerken. Ramos 'u oraya koymayan zihniyete tükürmek lazım. Bosingwa ve Lahm haketmiyor bence savunma karmasını. Orta alanda da Schweinsteiger'in olmamasına anlam veremedim. "Sarı civciv" ve Arda, Fabregas ile Ballack'ın yerine girebilirlerdi. Forvette ise Torres'in yerine Semih'i koyardım ben. Baştan aşağı yıkama-yağlama kokuyor bu kadro yahu. En iyi oyuncu olarak Xavi'yi seçmişler. Ona kimsenin bir itirazı olmaz da bence Arshavin.

Kaleciler: Gianluigi Buffon (Italy), Iker Casillas (Spain), Edwin van der Sar (Netherlands).

Savunmalar: Bosingwa (Portugal), Philipp Lahm (Germany), Carlos Marchena (Spain), Pepe (Portugal), Carles Puyol (Spain), Yuri Zhirkov (Russia).

Orta Sahalar: Hamit Altıntop (Turkey), Luka Modrić (Croatia), Marcos Senna (Spain), Xavi Hernández (Spain), Konstantin Zyryanov (Russia), Michael Ballack (Germany), Cesc Fàbregas (Spain), Andrés Iniesta (Spain), Lukas Podolski (Germany), Wesley Sneijder (Netherlands).

Forvetler: Andrei Arshavin (Russia), Roman Pavlyuchenko (Russia), Fernando Torres (Spain), David Villa (Spain)

Marca

Euro 2008 'in Ardından

Her turnuvanın sonunda aynı şeyi diyoruz, "ne kadar da çabuk geçti". Mühim olan nasıl geçtiği ama. 3 ay oynanacak bir Euro 2004 e tercih etmeyecek insan var mıdır bu turnuvayı? 2004 ün defans ağırlıklı sıkıcı turnuvasının tam tersi oldu bu sefer. İzleyen herkes keyif almıştır muhtemelen. Şampiyon da son yıllarda gördüğüm en komple takım İspanya oldu. Rusya ve Türkiye bu turnuvanın güzel sürprizleriydi. Hollanda her zamankinden de fiyakalı başlamasına rağmen sonunu yine iyi getiremedi. Arshavin duvarına tosladılar. Dünya Kupası finalistleri Fransa ve İtalya çöktüler. Donadoni ve Domenech'e kapı gösterildi. Aslında esas çöken grupta "0" çeken Yunanistan ve Rehhagel'di. İyi de oldu çöktükleri. Avusturya kendisiyle dalga geçenlerin yüzünü oyunu ve mücadelesiyle kızarttı ama bunu maç skorlarına yansıtamayınca 1 puanda kaldı. Tarihe en kötü ev sahibi olarak geçmiş oldular o bir puanla. Hırvatistan benim turnuva öncesi çok şey beklediğim bir takımdı. Onlar da Türk büyüsüne takıldılar. Almanlar iyi gözükmeselerde her turnuvada olduğu gibi yine derece elde etmeyi başardılar. Arshavin benim izlemekten en keyif aldığım oyuncuydu.

Bu denli iyi oyuncunun çıktığı bir turnuvada en iyi 11 yapmak kolay olmaz ama bir deneyelim. Artık İspanyollar için bir efsane haline gelen Casillas kalede. Ramos'u buraya almazsak odunla dövülmeyi hak ediyoruzdur. Stoperde Puyol'u hiç düşünmeden koyarım. Yanına gelecek adam Chiellini mi Marchena mı karar vermek zor. Chiellini'yi alalım Marchena' yı kulübeye yollayalım. Sol bekte Zhirkov İspanya maçı dışında çok iyidi. Yedeğine oradan van Bronchorst. Savunma 4 lüsünün önüne Senna'yı bir koymak lazım. Onun önü karışık işte. Sneijder, Podolski, Schweinsteiger, Xavi, Iniesta, Silva biraz da Hamit iyiydiler. Aslında İspanyol orta sahasını buraya toptan koysak sırıtmazlar ama bireysel olarak değerlendirme yaptığım için Podolski, Schweinsteiger ve Sneijder' i alıyorum. İspanyollar'a haksızlık olur bu ama ne yapalım. İleride Arshavin banko. Yanına Semih mi, Villa mı, Pavlyuchenko mu karar veremedim. Semih 'in attığı goller diğerlerine göre daha kritik olduğu için onu seçiyorum. Villa o 3 golü tek maçta atmasa onu koyardım ama dediğim gibi gollerin geldiği anların önemi yüzünden Semih'i koyuyorum.

Casillas
Ramos-Puyol-Chiellini-Zhirkov
Senna
Schweinsteiger-Sneijder-Podolski
Semih-Arshavin
Yedekler: Xavi, Iniesta, Silva, van Bronckhorst, Marchena, Villa, Pavlyuchenko.
Turnuvada hayal kırklığı yaratanlar deyince aklıma ilk Toni, Gomez, Henry, Ronaldo, Perrotta, Nikopolidis isimleri geliyor.
İnşallah 2010 da bundan da güzel ve keyifli bir turnuva izleriz.

Rafael Nadal Londra'da Coşuyor

44 Yıllık Bekleyişi Bitiren An

Campeones!

Uzun yıllardır bu denli hak eden bir takımın böyle büyük bir kupayı kazanması görülmemiştir sanırım. İspanyollar turnuvanın başından sonuna kadar her maçta üst düzey oynadılar. Turnuva boyunca bölgesinde sırıtan hiçbir oyuncuları olmadı. Finalde de Almanlara sahayı dar ettiler. zaten. 1-0 lık skora aldanmamak lazım. Maçın ilk 10 dakikası ve Kuranyi girdikten sonraki cesaretle yine bir 10 dakikalık kurulan baskı dışında bir varlığı yok Almanların. Aragones kurt hoca, o baskılara bir cevabı hep oldu. İspanyol orta sahası makina gibi. Asıyla yedeğiyle hemde. Rakibi ortada bitiriyorlar her maçta. Villa'nın yokluğu sorun yaratmayacak gibiydi; ama Fabregas bekleneni veremeyince aradılar. Torres'i attığı o gol olmasa hayal kırıklığı listesine koyabilirim. Biraz da Aragones'in onu 80 olmadan oyundan çıkarma takıntısının etkisi olsa da bu turnuvada çok iyi oynadığı söylenemez. Tabii attığı gol söylenecek bütün olumsuz lafları çöpe atmaya yeter de artar bile. Lahm'ı paçoza çevirdi. Senna-Xavi-İniesta üçlüsü her zamanki gibi çok iyidi. Zaten bu takımın oturmuş bir sistemi var. Belli bir seviyenin altına da hiç düşmüyorlar.

Alman tarafı ise pek iç açıcı değil. Arshavin' den sonra Podolski 'ye de nefes aldırmadı İspanyollar. Ballack 2 gündür antreman yapmıyor, çok etkisizdi. Maçtan önce herkesin ortak bir görüşü vardı, "Almanlar pozisyonları duran toplardan bulur". Schweinsteiger bütün duran topları dağa taşa atınca oradan da etkili olamadılar. Metzelder'e tahammül etmek gerçek bir sabır seviyesi istiyor. Ben sayamadım kaç defa ama en az 3 kere topla ileri fırları,kaptırdı ve takımına kontra atak yedirdi. Antrenör ben olsam bu maçın kasedini kafasına vururdum. Löw çift forvete dönerek zaten sallanan Alman ortasahasını çökertti. Kuranyi hayatımda gördüğüm en "tıraş" forvet. Overrated ların kralı. Gomez desen zaten turnuvanın en kötü 11 inin banko oyuncusu. Hal böyle olunca yenilgi de kaçınılmaz oldu zaten. Fark yemediklerine dua tsinler.

44 yıllık hasreti dindirmiş oldu İspanyollar. 2010 un da kafadan favorisi şu anda İspanya. Kadro genç zaten, yolları daha uzun. Turnuvanın yıldızı Ramos maçtan sonra Puerta'nın resminin olduğu t-shirt le "büyük adamsın " dedirtti. Platini madalyasını verirken Ballack' a artık 1. ol kardeşim türü bir şeyler söyledi sanırsam. 70 lik Aragones'i havaya fırlatıyordu en son İspanyollar.

STAT: Ernst Happel
HAKEM: Roberto Rosetti

ALMANYA: Lehmann, Friedrich, Mertesacker, Metzelder, Lahm (dk.46 Jansen), Schweinsteiger, Frings, Ballack, Hitzlsperger (dk.58 Kuranyi), Podolski, Klose (dk.78 Gomes)
İSPANYA: Casillas, Ramos, Puyol, Marchena, Capdevila, Senna, Iniesta, Xavi , Silva, Fabregas (dk.63 Alonso), Torres (dk.78 Guiza)

GOL: Torres (dk. 33)
SARI KART: Ballack,Kuranyi (Almanya) Casillas, Torres (İspanya)

29 Haziran 2008 Pazar

27 Haziran 2008 Cuma

23 Haziran 2008 Pazartesi

İspanya 0 - 0 İtalya (pen. 2- 4)

Ölüm grubunda canlı kalmamış oldu bu maçla. İspanyollar yılların intikamını almayı başardılar. Aslında turnuvanın en sıkıcı maçlarından biriydi. İki takım da aman gol yemeyelim zihniyetinde olduğu için defans güvenliği ön plandaydı. Arada bir Silva tehlikeli yoklamalar yapsa da iki takım da birbirine fazla üstünlük sağlayamadı diyebiliriz. Zaten maçın böyle geçeceğini az çok herkes tahmin edebiliyordu. Bütün sene leblebi gibi gol atan Toni turnuvayı golsüz kapatmış oldu. Şanssızdı desek yersiz olmaz. Gattuso ve Pirlo'nun cezaları İtalya'yı çok etkilemiş. Romalılara bel bağladırlar; ama onlarda vasatı aşamadılar. Penaltılarda İtalya ne yapar eder alır bu maçı diyordum ama Casillas izin vermedi. Buffon sadece 1 penaltıda doğru yöne uçarken Casillas hepsinde doğru köşedeydi. İkisini de kurtardı nitekim. Kahramandır artık.
Bundan sonra Donadoni'ye "hadi hoşçakal" denir mi? Bence denir. Guiza kaçırdığı penaltı ile Kadıköy'e göz kırptı. Gelirse müthiş transfer olur. Aragones oralarda kalsa daha da iyi olur ama.

Bu arada yarı finaldeki 4 hocayla da ülke olarak bir şekilde ilgimiz var. Aragones Fener'e ha geldi, ha gelecek durumda, Löw ve Hiddink zamanında Fenerbahçe'den kovulmuş adamlar, Fatih Terim malum zaten.

32 yaşındaki Senna 'ya genç diyen spikeri ve "heyecanlı belli" diye onaylayan bloklararası efsane Ömer Üründül ' e ne diyeceksin ki?

Rusya-İspanya müthiş maç olmaya aday. Rusya mükemmel oynasa da ben Aragones'in Arshavin'i o kadar boş bıraktıracağına inanmıyorum. Mutlaka önlem alacaktır. İspanya final yolunda bir adım daha önde.

22 Haziran 2008 Pazar

Muhtemel


Hollanda 1 - 3 Rusya (Uzatma)

Bu ne ilginç turnuvaymış kardeşim. 3. çeyrek final maçında da grup birincisi evine döndü. Bugün İtalya İspanya'yı yollarsa evine çok ilginç bir durum oluşacak. Bu maç üzerinde öncelikle Arshavin' den bahsetmek lazım. İlk iki maçta cezası nedeniyle yoktu, 3. maçla başladı turnuvaya. Ancak öyle böyle bir 3. maç değil. O maçı ve Rusya'nın performansını gördükten sonra Rusya Hollanda' ya problem çıkarır demeyen var mıdır? Hollanda elbette bir adım öndeydi ama olaya Guus Hiddink faktörü de eklenince portakalların tedirgin olması doğaldı.. Hiddink sihirbaz gibi adam. Son 5 büyük turnuva da da takımlarını gruptan çıkarmayı başarmış. Hiçbiri de dev ülkeler değil. Öğrencisi Van Basten'i de mat etti zaten dün. Arshavin ve Pavlyuchenko turnuva sonrası transferin en gözde isimleri olacaktır kuşkusuz. Özellikle Arshavin. Dün yine nefis oynadı. Biraz gerçekçi olma zamanı. Şimdi yarı finaldeki iki sürprize bakın. Biri sadece son dakika golleriyle buraya gelen ne oynadığı futbolun güzelliğiyle ne de başka bir şeyle sadece balıyla öne çıkan Türkiye, diğeri bu müthiş Rusya. İnsanlara Türkiye'nin nesinin sempatik geldiğini anlamıyorum açıkçası. 4 sene önceki Yunanistan'ın savunma yapamayan versiyonu ama bir şekilde burada. Diğer taraftan Rusya gümbür gümbür geliyor.

Başka olaylara çok daldık maçı unuttuk. 120 dakika boyunca daha etkili olan Rusya'ydı. Boulahrouz kızının acısına rağmen çıktı 11 de oynadı. İyi oynayabildi mi? Hayır, fazlasını da beklememek lazımdı zaten o moralle. Ruslar bütün maç döktürdükten sonra işte yarı finaldeyiz nidaları atarken Nistelrooy bir yan topta ortaya çıktı. Bu adam bunları hep yapıyor. Sonraki 30 dakika ise tam bir Rusya şov. Portakallar tamamen oyundan düştüler uzatmalarda. Ruslar bir ara kim daha çok kaçıracak yarışına girselerde sonlara doğru golleri buldular ve "hadi evinize"
dediler. Hollanda bu, makus kaderidir zaten.

Rusya kupayı alır mı? Sihirbaz Hiddink en sonunda amacına ulaşır mı? Büyük sürprizlere hazırlıklı olun derim ben.

STAT: St. Jakob Park
HAKEMLER: Lubos Michel, Roman Slysko, Martin Balko (Slovakya)
HOLLANDA: Van der Sar, Ooijer, Mathijsen, Boulahrouz (Dk. 54 Heitinga), De Jong, Van der Vaart, Van Bronckhorst, Sneijder, Engelaar (Dk. 62 Afellay), Van Nistelrooy, Kuyt (Dk. 46 Van Persie)
RUSYA: Akinfeev, Kolodin, Ignashevitch, Anyukov, Zyryanov, Zhirkov, Semshov (Dk. 81 Bilyaletdinov), Semak, Saenko (Dk. 81 Torbinski), Pavlyuchenko (Dk 114 Yyhcev), Arshavin
GOLLER: Dk. 56 Pavlyuchenko. Dk. 112 Torbinski Dk. 116 Arshavin (Rusya), Dk. 86 Van Nistelrooy (Hollanda)
SARI KARTLAR: Dk. 51 Boulahrouz, Dk. 55 Van Persie, Dk. 60 Van der Vaart (Hollanda), Dk. 71 Kolodin, Dk. 103 Zhirkov, Dk. 111 Torbinski (Rusya)