24 Mayıs 2008 Cumartesi

Roma-Inter


Inter ve Roma 4. defa üst üste İtalya Kupası finalinde karşı karşıya. Son 3 finalden ilk ikisini Inter, sonuncusunu Roma kazanmıştı.Roma kaybedilen şampiyonluğun intikamını almak için sahaya çıkacak.Ibrahimovic ve Totti sakatlıkları sebebiyle forma giyemeyecekler.

Muhtemel Kadrolar:

ROMA (4-2-3-1): 32 Doni; 2 Panucci, 5 Mexes, 4 Juan, 22 Tonetto; 16 De Rossi, 7 Pizarro; 20 Perrotta, 8 Aquilani, 30 Mancini; 9 Vucinic.

INTER (4-1-4-1): 1 Toldo; 13 Maicon, 16 Burdisso, 26 Chivu, 6 Maxwell; 4 J.Zanetti; 5 Stankovic, 14 Vieira, 30 Pelè, 45 Balotelli; 29 Suazo.

Maç, 22.00-NTV.

Kıvır Kıvır

Bernd Schuster:"Sooner or later, Cristiano Ronaldo will wear the white shirt. I hope that it is when I am still at the club."
C. Ronaldo:"I never promise anything. I don't promise anything to my mum and I don't promise anything to the Manchester supporters. I want to stay, but the future ... no one knows."

Ramon Calderon kölelik üzerine konuşup duruken, Ferguson eline geçen her fırsatta Madrid' e sallarken, Ronaldo inatla kıvırmaya devam ediyor.Bakalım bu işin sonu nereye varacak.
Schuster de bu konu üzerine iki kelam etmiş.Elinde sonunda bize gelecek diyor."İnşallah benim dönemimde olur".

San Antonio Spurs 71 - Los Angeles Lakers 101

Ağır maç oldu gerçekten.San Antonio'lu bünyeler kaldıramamış olabilir. 3. çeyrekte farkı açan Lakers, 4. çeyrekte "yere düşen" San Antonio yu adeta "tekmeledi" (bunda geçmiş zamanların kininin de etkisi var tabii).Aslında maç başa baş başlamıştı.Lakers oyunda daha hakim olmasına rağmen bu durumu bir türlü skora yansıtamıyordu.Özellikle geçen maçın kayıp adamları Lamar Odom ve Derek Fisher çok hırslı başladılar ve Lakers'ın o dakikalardaki skor yükünü çektiler.San Antonio'da ise Ginobili hala kayıp.2.çeyreğin son 2 dakikasına girilirken skor eşitti;fakat o andan itibaren Lakers tozuttu.O 2 dakikada 9-0 lık bir seri yakalayan Lakers devreyi böyle bitirdi.Ekrana yansıyan istatistikte bu playofflarda San Antonio'nun deplasman maçlarının 3. çeyreğinde skor olarak çok geri kaldığı yazıyordu.Nitekim yine öyle oldu.3. çeyrek boyunca fark 12-17 arasında gitti geldi.Duncan ve biraz da Parker dışında diğerleri adeta döküldü (özellikle Horry,Oberto ve Ginobili). 4. çeyrek ise "tekmeleme" seansıydı işte.Utah serisinin etkisiz elemanı Jordan Farmar da bu maç ile geri döndü. San Antonio'yu bitiren üçlükleri yolladı.Kobe Bryant 'ın kendini fazla sıkmadan oynamadığını da belirtelim.Trevor Ariza ise uzun bir süre sonra sahalara geri dönerek sürpriz yaptı.Ariza kanımca Andrew Bynum kadar önemli bir oyuncu, dönmesi Lakers adına sevindirici haber.Şimdi Lakers seride 2-0 önde; ama San Antonio'da karşılarında bu kadar dağılmış bir takım buılmayacaklardır kuşkusuz.Lakers ın önümüzdeki iki maç işi zor.Kobe 3. maçta seriyi bitirmek adına azabilir, dikkat!(Kazım Kanat tadında bitirelim yazıyı)

23 Mayıs 2008 Cuma

Celtic Şampiyon

Bu sene pek çok kritik gole imzasını koyan, adına kurban olduğum Jan Vennegoor of Hesselink yine golünü attı, ama bu seferki şampiyonluğu getiren goldü.Gerçi o sırada Rangers Aberdeen deplasmanında 1-0 gerideydi.O golden sonra dağılıp 2'yi de yediler zaten.Celtic 3. defa üst üste şampiyon.Toplamda 42 oldu.Kupa bir sene daha Celtic Park'ta kalacak.

Maçı Business Channel verir mi demiştim, öyle bir kanal kalmamış galiba.Ya da digitürk'ten uçmuş..

That Was So Close...

NTV Uyuma İzleyicin Ayakta

Dün geceki Detroit-Boston finali yine yayınlanmadı. Konferans Finallerinde yayınlanmayan 3. maç oldu bu. Elbetteki pek çok kişi bu yüzden NBA TV' ye sallıyor (bende sallamıştım).Aslında haklıyız da.Sen bütün bir sezon her gün maç yayınla Konferans Finallerine gelince hiç maç yayınlama (tabiiki zaten haftada 1-2 maç verdiği için kimse NTV'ye saydırmıyor).Ben yine girip NBA TV'ye giydirecekken olayın aslını kısmen de olsa öğrendim.

Durumu özetlemeye çalışalım: NBA TV'nin sadece Türkiye'ye özgü bir kanal olmadığını biliyoruz.Yayın programı Amerika'da hazırlanıyor ve o programa göre yayınlanıyor (Utah-Orlando vakasının nedeni de bu kanalın esas hedefinin yurtdışına yayın yapmak olması, bu yüzden de uluslarası oyuncuların çok olduğu takımlara ağırlık vermesi.).NBA finalleri ve konferans finalleri ise ligin en ilgi çekici yayınları oldukları için abc gibi büyük kanallar bunları almak için tonlarca para döküyor.E tabi bu kadar para dökmüşsün bide ligin tırt kanalı bu maçları yayınlarsa olmaz.Dolayısıyla bu maçların yayın hakkı NBA TV ye verilmiyor. NTV ise bu maçları abc gibi kanallardan satın alarak yayınlıyor.Gerçi bu durum yıllardır böyleydi ama NTV her maçı yayınladığı için üzerinde durulmazdı.Şimdi ise bu maçlar yayınlanmadı.Peki burada insanların muhattap olması gereken kanal NBA TV mi NTV mi?Görüldüğü üzere NTV.Yani NBA TV'yi suçlamak yanlış.Ama dediğim gibi herkes bu durumda kendince haklı.Şayet NTV hergün maç veriyor olsaydı,suçlanan NTV olacaktı;ama lafları NBA TV yedi.

Peki NTV bu maçları neden yayınlamadı?Orası hakkında en ufak bir fikrim yok işte.

Not:NTV bu geceden itibaren maçları yayınlamaya başlıyor.San Antonio Spurs-Los Angeles Lakers serisi 2. maçı bu gece 04.00 te.

Detroit Pİstons 103- Boston Celtics 97

McDyess Tuncay' a özenirse...
Seride durum şimdi 1-1

22 Mayıs 2008 Perşembe

Beko Basketbol Ligi Final Serisi Programı


25 Mayıs Pazar17:00 Fenerbahçe Ülker – Türk Telekom (Abdi İpekçi Spor Salonu)

27 Mayıs SalıFenerbahçe Ülker – Türk Telekom (Abdi İpekçi Spor Salonu)

30 Mayıs CumaTürk Telekom – Fenerbahçe Ülker (Ankara Atatürk Spor Salonu)

1 Haziran PazarTürk Telekom – Fenerbahçe Ülker (Ankara Atatürk Spor Salonu)

4 Haziran ÇarşambaFenerbahçe Ülker – Türk Telekom (Abdi İpekçi Spor Salonu) (Gerekise)

7 Haziran Cumartesi Türk Telekom – Fenerbahçe Ülker (Ankara Atatürk Spor Salonu) (Gerekirse)

10 Haziran SalıFenerbahçe Ülker – Türk Telekom (Abdi İpekçi Spor Salonu) (Gerekirse)

Final Showdown

Stephen McManus: "It’s a massive, massive match…probably the biggest most of us have been involved in. We need to be focused and we need to be up for it.”

Walter Smith: "That would have been a big thing for us but it was not to be.Now we've got this game at Pittodrie and it would be a great thing if we managed to win the title."


İskoçya Premier Ligi'nde şampiyon bugün belli oluyor. Aynı puanda olan Celtic ve Rangers' ın aynı zamanda galibiyet,beraberlik ve mağlubiyet sayıları eşit. Celtic averajla önde.Celtic, Dundee United; Rangers ise Aberdeen deplasmanında..
Bir ara Business Channel İskoç Ligi'ni veriyordu.Hala veriyor mu acaba? İzleyemezsek olmaz.

European Golden Boot

1- Cristiano Ronaldo (Manchester United) 31 gol 62 puan

2- Daniel Guiza (Real Mallorca) 27 gol 54 puan

3- Klaas Jan Huntelaar (Ajax) 33 gol 49,5 puan

4- Emmanuel Adebayor (Arsenal) 24 gol 48 puan
- Fernando Torres (Liverpool) 24 gol 48 puan
- Luca Toni (Bayern Munich) 24 gol 48 puan
- Luis Fabiano (Sevilla) 24 gol 48 puan

8- Alessandro Del Piero (Juventus) 21 gol 42 puan

9- Karim Benzema (Lyon) 20 gol 40 puan
- David Trezeguet (Juventus) 20 gol 40 puan
- Rhys Griffiths (Llanelli) 40 gol 40 puan

Resimde Raul'un 2001 de aldığı ödül var.El Diablo'yu yeniden buralarda görmek istiyoruz.

MVP! MVP! MVP!

NBA TV' nin allah belasını versin. Çok net söylüyorum bunu. Sen bütün bir sene hergün maç yayınla, şöyle bir maçı yayınlama.NTV ve NTV Spor da maçı vermeyince gecenin bi vakti boşu boşuna kalkmış olduk. İzleyemesek te uzun geniş özetine bakarak söyleyebileceğimiz: Mükemmel bir maç olduğu. San Antonio Spurs 85 - Los Angeles Lakers 89. Devreyi 51-43 önde kapatan, farkı bir ara 20' ye çıkaran San Antonio Kobe Bryant duvarına tosladı.İlk yarıyı sadece 2 sayıyla kapatan Kobe,ikinci yarıda San Antonio potasına tam 25 sayı yolladı.Bunun yanında yaptığı 9 asistle Gasol'u da devreye sokan Kobe, Lakers'ın son yıllardaki en inanılmaz geri dönüş hikayelerinden birinde başroldeydi. San Antonio bu ilk maçta fark atsa, rakibi çökertecek, ev sahibi avantajını eline geçirecek ve muhtemelen turu geçen taraf olacaktı. Artık bu şansı 2. maçta kovalayacaklar. Lakers' ın ilk yarıdaki o performansı bir daha gösterme lüksü yok. Her maç böyle geri dönüş olmaz. 2. maça daha konsantre başlamak gerekli.

Ayrıca benim gibi Lakerslı bünyelerin Kobe Bryant'a tapma nedenlerinden sadece biriydi bu maç.

Manchester 1 - Chelsea 1 (6-5 pen)

Tam bir dram gecesiydi. İnsan 10 saniye içinde ne kadar çok şeyi kaybedebiliyor. John Terry' ye üzülmemek ne mümkün. Alında Chelsea maça hiçte iyi başlamadı. İlk 45 dakika sahada sadece Manchester United' ı izledik diyebiliriz.Ronaldo, Essien'in bir anlık hatasında müthiş yükseldi,topu tam köşeye gönderdi.Bu golden sonra da Manchester Topa hakim oldu,pozisyonlara girdi,hatta ilk yarıda farkı 2ye belki 3 e çıkarabilirlerdi,beceremediler. Nitekim ilk yarının son dakikasında Chelsea Lampard'la bir şans golü buldu. Bu gol bütün dengeleri alt-üst etti. Eminim bu golden sonra benim gibi pek çok kişi Avram Grant'ın balı hakkında konuşmaya başlamıştır.Dengeler alt-üst oldu dedik, 2. yarıda bambaşka bir tablo vardı. Chelsea kaçırdıkça kaçırıyor, Manchester ise eli mahkum bir biçimde kontra atak arıyordu. Drogba' nın direkten dönen şutu maçın uzayacağının habercisiydi. 90 dakika bittiğinde hem ilk yarıda sahanın hakimi Manchester,hem de ikinci yarı sazı alan Chelsea maçı haketmişti. Birine yazık olacaktı.

Uzatmalarda Chelsea, Lampard'ın nefis şutunda yine direğe tosladı.Lampard o golü atsa, sonra yine eller gözyüzünde yere yığılsa ve sonunda kahraman olsa gece benim için tadından yenmez bir hale gelirdi.Olmadı,sağlık olsun.Penaltılarda şımarık Ronaldo cinlik yapıp Cech' i tuzağa düşürmek istedi; ama Cech yemedi ve tuzağa düşen Ronaldo oldu. Az kalsın bu hata kupaya malolacaktı.Uzatmalarda Ryan Giggs'in boş kaleye vurduğu topu inanılmaz bir şekilde çıkaran John Terry, son penaltıyı atmak ve kupayı takımına kazandırmak üzere topun başına geçti (Drogba kırmızı kart görmeseydi belki Terry ilk 5 içinde yer almayacak ve kupa Chelsea' nin olacaktı.) ancak inanılmaz şanssız bir biçimde ayağı kaydı ve top yine direkte patladı.Evet 15cm ile kupa Londra' ya gelişini yine erteledi.Gerçekten bu durumdan daha şanssız bir durum ancak Dünya Kupası finalinde böyle kayarak penaltı kaçırmak olur.Sonraki iki penaltı firesiz geçti.Manchester 7. penaltıda da ağları bulunca Nicolas Anelka topun başına geçti.Anelka çekerse kesin kaçırır demiştim.Öyle de oldu.Terry bunun üzerine bir anda gözyaşlarına boğulduAvram Grant tüm dünyaya, özellikle de İngiliz basınına "girsin.." yapıp kupayı alma fırsatını elinden kaçırdı.Tabi Sir bu kolay kolay bırakmaz.John Terry'nin halini gören en fanatik Manchesterlının bile içi acımıştır sanırsam. Anelka ise John Terry' nin aksine fazla umursamaz bi havada gitti madalyasını aldı.Adam gamsız,ne yapsın.Belki daha çok hakeden Chelsea'ydi ama Manchester'ın da haketmediğini kimse iddaa edemez.Bu yaz Chelsea' de de Barcelona ve Milan gibi köklü değişiklikler olacak gibi. Son olarak John Terry 'e canın sağolsun büyük kaptan sen ne kupalara kadirsin demek istiyorum.

Birde eğer yanlış duymadıysam Ertem Şener penaltılarla biten finalleri sayarken Bayern Munich-Valencia finalini atladı.

Chelsea tribününde açılan "scouse-free zone" pankartı ise yardırdı.
Scouse: Liverpool bölgesinin aksanı.

Neden anlamış değilim 2 yıldır eskiden olduğu gibi tribünde kupa töreni yapılıyor.Öbür türlü çok daha gaz oluyor bence niye kaldırdılar bilmiyorum.Kuracaksın sahaya platformu,kupa havaya kalktığı zaman vereceksin konfetiyi. Daha gaz bir an yok şerefsizim.Afedersiniz Piç ediyolar güzelim töreni.

Ve son olarak; Essien, sen insan değilsin kardeşim.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

NBA Draft Lottery

Chicago %1.7 lik şansına rağmen 1. sırayı kapmayı başardı. Miami sezonun 2. yarısını kaybetmeye oynayarak geçirmişti;2. sırayı kaptı keşke daha düşük bir sıra alsalardı. 1 numarayı almasını istediğim; kötü durumuna rağmen hep savaşan Minnesota ise 3 numarayla yetindi.

1. Chicago Bulls
2. Miami Heat
3. Minnesota Timberwolves
4. Seattle Supersonics
5. Memphis Grizzlies
6. New York Knicks
7. L.A. Clippers
8. Milwaukee Bucks
9. Charlotte Bobcats
10. New Jersey Nets
11. Indiana Pacers
12. Sacramento Kings
13. Portland Trail Blazers
14. Golden State Warriors

Final Moscow 2008

Manchester United: Edwin Van der Sar; Wes Brown, Rio Ferdinand, Nemanja Vidic, Patrice Evra; Cristiano Ronaldo, Paul Scholes, Michael Carrick, Ji-Sung Park; Wayne Rooney, Carlos Tevez.
Chelsea: Petr Cech; Michael Essien, John Terry, Ricardo Carvalho, Ashley Cole; Joe Cole, Michael Ballack, Claude Makelele, Frank Lampard; Didier Drogba, Salomon Kalou(Florent Malouda).

Maçın muhtemel 11'leri böyle. Erken gol olmazsa az gollü, kontrollü bir maç olur. Gönlüm Chelsea' den yana (Klasik şampiyona elenmiş olalım zihniyetinden ziyade Lampard ve Drogba' ya olan sempatim yüzünden). Sunday Times iki takımın muhtemel kadrolarını masaya yatırıp 10 üzerinden not vermiş.

Van der Sar (7/10)-Cech(8/10); Brown(6/10)-Essien(7/10); Vidic(8/10)-Carvalho(9/10); Evra(8/10)-Ashley Cole(7/10); Ronaldo(10/10)- Ballack(8/10); Scholes(8/10)-Makelele(6/10); Carrick(7/10)- Lampard(8/10); Tevez(8/10)-Joe Cole(7/10); Park(6/10)-Malouda(5/10)- Rooney(8/10)-Drogba(8/10)

Malouda mı Kalou mu forma giyecek belli değil. Sunday Times Malouda' ya puan vermiş ama Kalou' nun ismi daha bi ön plana çıktı. John Terry ise sakatlıktan yeni çıktığı için o kadar almış, belli. Drogba 'ya ise nah 8 diyorum. 9 vermeyeni Allah çarpar.

Maç 21.45; Star TV.

10-0


Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen' i 10. defa üst üste yendi. Efes' in Fenerbahçe karşısındaki şanssızlığı devam ediyor. Aslında ben Fenerbahçe' yi hiç beğenmiyorum (bunda biraz da benim maç izlediğim anlarda Fenerbahçe' nin hep bocalaması var.Mesela bu maçın sadece sonuna bakabildim fark 11 di açtığımda Fenerbahçe oyunu rezil etmeye başladı fark 4' e indi.Hangi maçı izlesem böyle oluyor.). Kanımca geçen seneki takım daha iyiydi ama bu seneki de Euroleague' de çeyrek final gördü ve ligde yeniden finalde. Sevmesem de Bogdan Tanjevic' in hakkını da fazla yememek gerektiğini düşünüyorum bu yüzden. Şimdi Finalde Telekom ya da Beşiktaş ile karşılaşacak Fenerbahçe. BBL ' yi fazla takip etmem o yüzden maçlar hakkında fazla yorum yapamıyorum; ama Telekom Fenerbahçe' ye Beşiktaş' tan daha çok sorun çıkarır gibi.
FENERBAHÇE ÜLKER (82): James White, Solomon 20 (6 ribaund- 6 asist), Mirsad Türkcan 18 (10 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 9 (3 ribaund- 2 asist), Semih Erden 7 (11 ribaund- 1 blok), Damir Mrsic 2 (1 ribaund- 2 asist), Vidmar 2 (4 ribaund), Oğuz Savaş 6, Kinsey 4 (5 ribaund), Ömer Aşık 5 (1 ribaund), Emir Preldzic 9 (2 ribaund- 1 asist)
EFES PİLSEN (75): Scoonie Penn 5 (5 ribaund), Dewarick Spencer 0, Kenny Gregory 7 (1 ribaund), Mustafa Abi 9 (3ibaund- 1 asist), Kerem Gönlüm 4 (6 ribaund), Craig Bradshaw 9 (10 ribaund), Serkan Erdoğan 5 (1 ribaund- 2 asist), Ermal Kurtoğlu 27 (6 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 9 (2 ribaund- 4 asist)

Seni Seviyoruz Zizou...

Yanındakine Hakan Bilal Kutlualp diyesim var.

20 Mayıs 2008 Salı

061626

Ankaragücü ve Bursaspor' un tribün kardeşliğini bilmeyen yoktur sanırım. Bu iki takım taraftarları genelde birlikte hareket eder, özellikle Beşiktaş' a olmak üzere kinlerini beraber kusarlar. Hele 6. ve 16. dakikalarda birbirlerine tezahürat yapmaları bence yaratıcı ve güzel bir durumdur. Bugün Eskişehir' li olan ve Ankaragücü tribününde yer alan bir arkadaşım bana 1 aydır yeni bir oluşum olduğunu ve bu ikiliye Eskişehir' in de katıldığını söyledi. 061626 adını vermişler bu oluşuma. Gerçi Eskişehir ve Bursa arasında da bilinen bir dostluk vardı ama Ankaragücü' yle olan gibi değildi. İşte Bursa' lılar bu iki dostluğu birleştirmek adına Ankaragücü' nün tribün liderleriyle konuşuyor ve daha sonra taraftar dernekleri protokol antlaşması imzalıyor. Tabii Ankaragücü tribünü bir bütün değil. Pek çok grup var ve bölük pörçük haldeler. Doğal olarak bazıları bu durumu kabul etmiyor. (benim arkadaşın bulunduğu grup da bunlara dahil, tabii onların Bursa' ya da fazla dostça yaklaşmadıklarını söylemeli). Zaten herkesin kabul etmesi de beklenemez. Bütün Bursalıların da Ankaragücü' ne dostça yaklaştıklarını sanmıyorum. Kısacası Anadolu tribünleri yeni bir oluşum içinde. 3 büyük tribünü bağlayan bu oluşum ilk bakışta güzel bir olay gibi dursa da ilerde fazla sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Seneye bu tür manzaralarla yine pek çok kez karşılaşıcaz gibi (Göztepe' de buralar dönse ne güzel olur..)

Finale 1 Kala...

IBRA

1/3

Ve mutlu son..Del Piero Euro 2008 kadrosunda kendine yer buldu. Seria A' nın gol kralının kadroda olmaması bence büyük hata olurdu. Sevmediğim İtalya' da sevdiğim iki adamdan biridir diyebilirim. Euro 2008 kadrolarını vermek için liglerin bitimini bekliyorduk, siftahı İtalya ile yapalım.

Kaleci: Buffon, Amelia, De Sanctis
Defans: Barzagli, Cannavaro, Chiellini, Grosso, Materazzi, Panucci, Zambrotta.
Orta Saha: Ambrosini, Gattuso, Aquilani, Camoranesi, De Rossi, Perrotta, Montolivo, Pirlo
Forvet: Toni, Borriello, Del Piero, Di Natale, Quagliarella, Cassano.

Ölüm grubunda olmaları onlar için büyük dezavantaj ama gruptan çıkabilirlerse bence en az yarı final görürler.Adamım Luca Toni ise müthiş bir sezon geçirdi, bu yaz önemli işler yapabilir.
1/3 olayı ise bu turnuvada olur mu olmaz mı tartışmaları yapılan milli takımlar için 3 sembol isim vardı. Hakan Şükür(bence doğru karar) ve Raul (konuşmaya başlarsam Aragones' e ağır gidicem, konuşmuyorum) evde kaldılar. Del Piero ise kadroda, Haziran' da top peşinde koşturacak.

San Antonio Spurs 91 - New Orleans Hornets 82

Lanet Tarih sınavı yüzünden maça kalkmamaya karar vermiştim; ama ne olduysa sabah 5.40 gibi kendiliğimden uyanıverdim ve dayanamayarak maçı açtım. O yüzden maçın sadece son çeyreğini izleyebildim. Tahmin ettiğim bir senaryoyla karşılaştım. Bu iki takım ilk eşleştiğinde ve hatta New Orleans 2-0 öndeyken bile San Antonio 7. maçta alır diye diretiyordum. Yarın bizim New Orleans' cıların aklını alıcam. Sezon boyu müthiş bir performans sergileyen Cp3 ve takımı 7. maç baskısını kaldıramadı. Jannero Pargo' nun müthiş performansı olmasaydı fark yiyeceklerdi (bu hıyarın Lakers' ta sezonu 1.1 sayı ortalamayla kapattığını hatırlarım). Pargo bir ara iyice cozuttu, herkesi öyle bir havaya soktu ki son dakikalarda beraberliği yakalayabileceği bir üçlüğü kaçırınca (20 saniye önce bir tane sokmuştu) Kaan Kural' dan bir "aaah" sesi geldi. O girseydi Kaan "oohohohohohoooh" tepkisini koyup bizi yıkabilirdi.Seviyorum bu adamı. New Orleans da o gazla maçı alabilirdi, olmadı. San Antonio bir kez daha Konferans Finaline adını yazdırdı. Rakip eski dost LA Lakers. Bu iki takım son 9 yılda 7 şampiyonluk kazandılar.En son Konferans Finalinde karşılaştıklarında Lakers süpürmüştü. İlk maç Çarşambayı Perşembe' ye bağlayan gece. O gün okulda gezi var ders-sınav yok, ayaktayız yani...

Chris Paul takımını buralara taşıdı; fakat 7. maçın yükünü kaldıramadı. Etkisizdi, son toplarda bocaladı.