8 Ağustos 2008 Cuma

2008 Pekin Olimpiyatları Açılış Töreni

Gerçekten enfes bir törendi. Hayatımda böyle bir görsel şölen gördüğümü hatırlamıyorum. Fotoğraflar izleyemeyenler için. Evet 2008 Olimpiyatları resmen başladı. Az çok bütün yarışmaları izleyecek olsam da esas ilgi alanlarım Basketbol, Futbol ve Boks dışında bir yarışmayı yorumlayacak birikimim olmadığı için fazla Olimpiyat yazısı olmayacak blogda. Belki resimler koyarım. Aslında futbolda çok heyecanlı bir olay yok. Esas 4 gözle beklediğim Basketbol maçları,boks müsabakaları ve 100-200 metre yarışları. Bir de tenisteki Federer-Nadal durumu tabii. Sporcularımızın yüksek performans göstermesi ve başarılı bir Olimpiyat geçirmeleri dileğiyle...

Brett Favre New York Jets' te!

Başlığa bakınca "sakin arkadaşım" diyebilirisiniz. Lakin bu durumda sakin olmak pek mümkün değil. Belki de günlerdir bekleniyordu,tam bilemiyorum; ama NFL'le ilgilenen her kişinin haberi duyunca benim gibi şok olacağına eminim. Nasıl olmasınlar ki? Büyük efsane, 16 yıldır Packers forması giyen Hall of Famer Quarterback(oyun kurucu) Brett Favre emekli olacak mı devam edecek mi tartışması sürerken bir anda New York Jets'e takas oldu.

Packers'la efsane olduğu için ilk yılını Atlanta Falcons'ta geçirdiği unutulur genelde. Daha sonra 17. sıra Draft hakkı karşılığında Green Bay Packers'a takas olmuş ve 16 yıl boyunca burada yaşayan bir efsane haline gelmiştir. NFL' de oynarken attığı ilk pas Touchdown olmuştur. Son yıllarda yaşlandığı için ligin en iyi QB'si ünvanını Peyton Manning ve Tom Brady'e bıraksa da hala etkili bir oyuncudur. Geçen sezon konferans finalinde Giants'a uzatmada yenilmeseler Super Bowl'a çıkarak daha güzel bir veda yapabilirdi. Kendisini fazla tanımayanlar için bir kaç istatistik verelim:

*Tüm tarihin en çok Touchdown pası atan Quarterback idir (442 tane)
*NFL tarihinde 400 tane Touchdown pası atabilen 2 oyuncudan biridir (diğeri Dan Marino)
*61.655 toplam pas yardasıyla bu alanda da NFL tarihinde 1.dir.
*En çok pas denemesi yapma(8.758) ve en çok pas isabeti bulma da(5.377) da tüm zamanların rekoru kendisine aittir.
*NFL Quarterbackleri arasında en uzun süreli üst üste starter başlama rekoru (275 maç, 20 Eylül 1992'den beri)
*Starter Quarterback olarak en çok maç kazanan oyuncudur.
*En çok maçta 3 ve daha fazla touchdown pası atan Quarterbacktir(63)
*9 Kez Pro Bowl 'a seçilmiştir. (All-Star)
*7 kez All-Pro takımlarına seçilmiştir (her bölgeden sezonunun en iyi oyuncusunun seçilmesiyle oluşturulan takım)
*3 Kez Sezon MVP'si seçilen tarihteki tek oyuncudur.
*Takımını 7 division şampiyonluğuna, 4 konferans finaline, 2 Kez de Super Bowl'a taşımış, Super Bowl XXXI' de şampiyonluk yaşamıştır.
*2 kez Bert-Bell ödülü kazanmış 1995 te yılın hücum oyuncusu seçilmiştir.
*NFL'in 90lı yıllar karmasında da kendisine yer bulmuştur.
*2007 de Sports Illutrated tarafından Yılın Sporcusu seçilmiş, yine aynı yılda Galloping Gobbler ödülünü kazanmıştır.
*Daha pek çok dergi ve gazete tarafından yılın sporcusu ödülleri ve maç içi rekorları vardır.

Kısacası daha fazla bir şey yazmaya gerek yok. Yukarıdaki tablo onun nasıl bir efsane olduğunu gösteriyor zaten. Daha önce de dediğim gibi artık yaşlanmış olsa da hala oyunun gidişatını değiştirebilecek bir QB. Jets'e büyük ivme kazandıracaktır diye tahmin ediyorum.

7 Ağustos 2008 Perşembe

Bu Stada Erişim Mahkeme Kararıyla Engellenmiştir

Evet olaya böyle cıvık bir biçimde girdim ama ciddi bir anlaşma var ortada. Türk Telekom 5 yıllık bir antlaşma yaptı Galatasaray'la. Bu antlaşma stadın adı olsun forma reklamı olsun her şeyi kapsıyor. Net rakamı kimse bilmese de 5 yılda 40-50 milyon euro civarı bir şey alacak. Bu konuda Flying Dutchman söylenecek her şeyi söylemiş aslında. Biz birkaç ekleme yapalım. Romantik ya da popülist bir taraftar stadın adının değişmesini istemez elbette ancak olaya rasyonel yaklaşan biri bunu son derece yerinde ve başarılı bir ekonomik hamle olduğunu görür. Zaten Dünyada klüplerin stadlarının ismini kiralaması son yıllarda sıkça karşılaşılan bir durum oldu. Bir de bunu yazarken aklıma geldi NBA ve NFL gibi Amerikan liglerindeki bütün salon-stadyum isimleri markalardan oluşuyor. O liglerdeki dönen paralar zaten inanılmaz. Bir 10 sene sonra futbolda da aynı durum sözkonusu olacak gibi .

Tabii birde burada Telekom'u ve marka değerini konuşmak lazım. Elbette ben de dahil çoğu Fenerbahçeli taraftar(tabii ki Beşiktaşlılar da) telefona-internete verdikleri paranın bir kısmının Galatasaray' a gidecek olmasından rahatsız olacaktır. Avea abonesi olan insanlar için aynı şey geçerli değil çünkü Avea özel bir kurum ve pek çok alternatifi var. Telekom konusunda ise insanların pek bir alternatifi yok doğal olarak. Elden gelecek bir şey var mı deseniz o da yok. Tekrar Galatasaray'a dönersek "ekonomik durumumuz kötü, arayın destek olun" tarzı kampanyalardan sonra bu durumu değiştirmek adına yapılan çalışmaları görmek son derece olumlu. Kısacası Her ne kadar özellikle İnternet kullanıcılarının nefret ettiği bir firmanın adı stadyuma verilecek olsa da Galatasaray için ekonomik istikrar adına oldukça başarılı bir anlaşma oldu bu. Ha yarın birgün telefona veya Adsl'e zam gelirse kırarım o modemi orası ayrı.

Türk Telekom demişken aklıma geldi blog müziğini üzerinden yayınladığım aynı zamanda da müzik dinlemek için pek çok kişinin kullandığı oldukça başarılı ve güzel bir site olan deezer.com
son günlerde moda olduğu şekilde mahkeme kararıyla kapatılmış. Ulan hadi youtube' u dailymotion'ı vidyo var diye bir nebze anladık da kardeşim niye bir müzik sitesini kapatıyorsunuz. Ne zararı oldu size? Üzerine bir de dev gibi yazmışlar: BU SİTEYE ERİŞİM MAHKEME KARARIYLA ENGELLENMİŞTİR diye. En ufak bir bilgi de yok tabii. Hangi mahkemedir? Amaç nedir? Müzik dinliyoduk lan biz.

5

"Dur bi belki heyecan olur" düşünceleriyle televizyon karşısına geçmiştik ki Semih "dağılın lan" der gibi 2. dakikada golünü attı ve maçı formaliteye çevirdi. İlk maç sonunda da demiştim, bu takıma 9 sene önceki halimizle bile yenilmemiz facia olarak nitelendirildiyse bu maçları uzun uzadıya konuşmaya gerek yok. Semih'in müthiş performansını konuşabiliriz ancak. Gerçekten Rıdvan Dilmen'in bütün maç dediği gibi her sene üzerine yeni bir şeyler koymaya devam ediyor. İnşallah bu yükselişi sürer. Carlos-Gökhan ve Kazım'ı da beğendim. Defansın ortasında ise sorun var gibi duruyor. Lugano ve Edu dün iyi olsalar da bir kez daha gösterdiler ki çabukluk konusunda iyi değiller ve özellikle Lugano ne zaman topla çıkmaya kalksa rezil ediyor. Emre ilk golünü atmış oldu, iyi oldu. Burak' ta istekli oynuyor. Sezon içinde iyi iş yapabilir. Güiza etkili koşular yapıp defansı bozsa da ilk dönemler olduğu için bir heyecan var üzerinde. Zamanla geçecektir. Tabii ki birde Alex'in yeri var. Kaliteli bir ön libero alınmazsa ben şu anki sistemin değişeceğine inanmıyorum açıkçası. Böyle olursa Alex'in gol ve asist istatistikleri düşecektir kuşkusuz. Esas önemli olan Alez orada verimli olur mu sorusu. Bence olmaz. Semih'le Alex'in pozisyon anlamında birer ileriye çıkmalı konusunda herkes hemfikir olmuş; ama Aragones "ben bu sistemi oyunculara göre yaptım" diyor. Neyse ilerleyen maçlarda göreceğiz.

Kısaca ölçüt olmayan bir maç ta olsa takım genel olarak iyi bir görüntü verdi. Şimdi rakip Partizan.

MTK BUDAPEŞTE 0-5 FENERBAHÇE
STAT: Ferenc Szusza

HAKEMLER: Martin Atkinson , David Richardson , Ian Gosling (İngiltere)
MTK BUDAPEŞTE: Vegh , Horvath , Lambulic , Balogh , Pollak , Pinter , Nagy , Zsidai , Pal (Kulcsar dk. 71), Bori , Urban
FENERBAHÇE: Volkan , Gökhan , Lugano , Edu , Roberto Carlos , Kazım (Burak dk. 65 ), Selçuk , Uğur , Alex (Emre dk. 65), Semih , Güiza (İlhan dk. 75 )
GOLLER: Semih (dk. 5, 61, 79 ve 81), Emre (dk. 67 pen.)
SARI KARTLAR: Urban (MTK Budapeşte), Gökhan, Kazım, Burak (Fenerbahçe)

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Rafael van der Vaart Real Madrid' te #2

İnsanın tanrıça gibi karısı olmaya görsün..

5 Ağustos 2008 Salı

4 Ağustos 2008 Pazartesi

ŞA - KA ?

Şaka olsaydı bile iğrenç bir şaka olurdu muhtemelen. Geçen sene Gordon'u transfer ettiklerinde eleştirilmişlerdi. Sinan Engin sahip çıktı. Yazın Seric transfer edildi. Eski takımı bayram yapınca gözler bir kez daha yönetime döndü ve Sinan Engin sayısını unuttuğumuz saçma açıklamalarından birini yapmıştı. "Gordon'la kıyaslarsak Maradona'yı transfer ettik". İşte bugün bu oyuncunun sözleşmesi Gordon takımdan gönderilemediği için feshedildi. Bu komedi değildir de nedir? Beşiktaş yönetimi tarihe geçecek saçmalıklar yapıyor. 2002-2003 sezonundan sonra takım lige uzun süre hakim olabilecekken şimdi gelinen noktaya bakın. Serdar Bilgili'nin takımı bıraktığı güne yanmaz mı Beşiktaş taraftarı? Madem Gordon'u gönderemiyorsun niye sözleşme imzalarsın ki? Bence Beşiktaş Yönetimi taraftarla dalga geçiyor. Madem Gordon'u gönderemiyorsun niye sözleşme imzalıyorsun bu adamla? Belki de Sinan Engin 3 Lugano 2 Carlos değerinde bulmamıştır onu antremanlarda.
Olayla ilgili bir de haber metni verelim:
BEŞİKTAŞ'TA ŞOK!
Beşiktaş, yeni sezon öncesi Yunanistan'ın Panathinaikos takımından bonservis bedeli olmadan kadrosuna kattığı Antony Seric'in sözleşmesi fesh etti.
Siyah Beyazlı kulüp bugün Türkiye Futbol Federasyonu'na gönderdiği yazı ile bu oyuncu ile karşılıklı olarak anlaşıldığını ve sözleşmesinin fesh edildiğini bildirdi. Haziran ayının ilk günlerinde Beşiktaş ile anlaşmaya varan ve imza parası olarak 200 bin Euro alan, yıllık ise 750 bin Euro garanti paraya mukavele imzalayan Hırvat futbolcu ile 1 yılı opsiyonlu üç yıllık sözleşme yapılmıştı. 200 bin Euro'luk imza parasını alan Seric'in 10 eşit taksit ile alacağı ilk yıllık 750 bin Euro'luk ücretinin ise bir kısmının ödeneceği öğrenildi.
Antony Seric, yabancı kontejanının dolu olmasından ötürü Bosna Hersek'in Siroki Brijeg takımı ile oynanacak olan UEFA Kupası 2. ön eleme turu maçının kadrosuna da alınmamıştı.
Seric'in gönderilmesindeki en büyük faktörlerden birinin geçtiğimiz sezonun devre arasında transfer edilen Gordon Sciheldenfel'in gönderilememesi olduğu kaydedildi.
Son olarak Beşiktaş'ın Kocaelispor ile dün oynadığı hazırlık maçının ikinci yarısında forma giyen Seric, sabah yapılan antrenmanda da yer almıştı.
Baba parası gibi saçıyorlar paraları vesselam.

Rafael van der Vaart Real Madrid' te

2 aydır taraftarı Ronaldo ayağına uyutmuşsun. Robinho ne yapacak belli değil. Garay dışında adam gibi bir transfer yapılmamış. Üstüne bir de Arsenal maçında "ayı" Diaby Sneijder'i indiriyor. Calderon düğmeye basma zamanının geldiğinin farkındaydı ve nihayet aylardır konuşulan transferi gerçekleştirdiler. Rafael van der Vaart en sonunda Real Madrid te. Resmi sitede henüz bir şey yazmıyor ama kendi sitesinden transferi duyurmuş Rafael.

Last night everything came together, and I am now moving to Real Madrid.As everybody might know I have always wanted to move to Spain, because I have a strong bond with that country. Now I'm going to play for Real Madrid… it's a dream comes true!

Looking back at the last couple of years, I'm extremely happy that I've had the chance to experience playing for HSV. No club, and no set of fans will treat you with more hospitality than they do! Thanks very much for that - Sylvie and I will never forget you!

Tomorrow afternoon I will be presented at Real Madrid. This will be the start of a new chapter in my life! I will do everything to help the team and the club to win trophies!

demiş kendisi. Geri kalanı burada. İlk parlamaya başladığından beri çok beğenirim kendisini. Hamburg'a giderek herkesi şaşırtmıştı. Geçen sene taraftarlar ayrılması gündeme gelince olay çıkarmışlardı ama artık daha büyük bir takımın zamanı gelmişti. Nistelrooy, Sneijder, Robben ve Drenthe'den sonraki 5. Portakal olacak Madrid'teki.

Bu arada Sneijder'e de değinelim. Geçen sezon iyi başlamıştı Madrid kariyerine. Keza Euro 2008 performansı da inanılmazdı. Formunun zirvesindeyken 6 ay sahalardan uzak kalacak şimdi. Çok sempatik adamdır sanıyorum üzülmeyen bir futbolsever de yoktur. İnşallah sağlam bir şekilde geri döner. Emirates Cup'ın ağır faturası oldu Madrid'e.

3 Ağustos 2008 Pazar

Jukebox - 3

Elizabethtown filmini izlemişseniz o harika şarkılarını da bilirsiniz. Gelmiş geçmiş en enfes soundtrack'e sahip filmlerden biridir. Aslında seçmek zor olsa da sabah albümü yeniden dinlerken en hoşuma giden 3 şarkıyı bu defa Jukebox'a alıyım dedim. Öyle şarkılar ki başka bir moralle dinlerseniz farklı bir ilk 3 çıkarabilirsiniz. "A collection of music to drive and live by" der CD ' nin kapağı.

1- Tom Petty & The Heartbreakers - It' ll All Work Out
2- Elton John - My Father 's Gun
3- Patty Griffin - Long Ride Home

Kuralar

Evet efendim çekilen kuralar sonucunda yine her zamanki şansımızın tuttuğunu görüyoruz. Tabii şansta aslan payı Galatasaray'da görüldüğü gibi. Fenerbahçe'den başlarsak zaten Atletico dışındaki tüm takımlardan üst seviyedeydik. MTK' yı geçtiğimiz taktirde İnter Baku-Partizan maçının galibiyle oynayacağız. İki takım da kesinlikle Fenerbahçe sevyesinde olmadığı için turu rahat geçmemiz lazım. Taraftarları manyak diye çoğu kişi Partizan'ı istiyor. Ben de Bakü'yü isterim o zaman.
Galatasaray son senelerdeki kuralarda şanslı olma geleneğini sürdürdü. Arsenal, Barcelona, Juventus, Liverpool, Fiorentina vs. derken olabilecek en iyi sonuçlardan biri oldu ve Steaua Bükreş ile eşleştiler. Aslında Steaua'nın son yıllardaki yükselişini de düşünürsek tahmin edildiğinden daha zor maçlar oynanabilir ama tabii bu devlerin içinden lokum gibi yine de. Lucescu dün gazeteye Steaua favori türünden açıklamalar yapmıştı ama o kadar olmaz bence. Galatasaray %70 turu geçer. Geçmişten kalan bir hesapları var zaten.
Beşiktaş'ın rakibinin adını unuttum zaten. Turu geçemezlerse facia olur. Zorlanmadan geçerler ama.
Türk takımları dışındaki eşleşmelere baktığımızda enj ilgincinin Schalke-Atletico olduğunu görüyoruz. Kaçırmamak lazım o maçları.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Mandy Moore

Geri Kalan

Evet efendim daha önceki 2 postta hoşuma giden yerleri ve fotoğrafları koymuştum. Buradakiler diğerlerinden seçtiklerim. En az Pebble Beach kadar güzel yerler olan San Francisco yakınındaki Tiburon kasabasının ve Los Angeles' taki Arrowhead gölünün fotoğrafları ne yazık ki kaybolan telefonum yüzünden fazla yok. Özellikle Arrowhead'den tek bir kare var. Çok yazık oldu. Los Angeles'ın popüler gezilecek görülecek yerlerini geçen sene gezdiğimiz için bu sefer şehirde fazla dolaşmadık dolayısıyla LA fotoğrafı fazla yok. Bir tek gittiğimiz WNBA maçı ve dolayısıyla Staples Center fotoğrafları vardı ama onlar da telefon yüzünden güme gittiler. Son fotoğraflar ise Hooters' tan. Bilen biliyor zaten orayı :)

Tiburon:
Lake Arrowhead:
Sea World:
Hooters:

Fenerbahçe 2008-2009

Evet seyahatti Dark Knight'tı derken futbola uzak kaldık. Önce bu seneki formalara değinelim. Klasik çubuklumuz geçen senekinden daha iyi olnuş bence. Bu sefer yaka eklenmiş olması daha güzel bir görünüm sağlıyor oyuncuların üzerinde. Bayrak forma denilen Alman Milli Takımı' nınkini andıran formayı ise çok beğendim. Almayı düşünüyorum da arkasına 10 Tsubasa mı yazdırsam? Diğer iki forma için ise güzel şeyler düşünmüyorum maalesef. Bayern'in geçen seneki formasının sarı-beyaz versiyonu olan forma güzel değil bence. Fenerium'a gidip gördüğüm üzere geçen seneki sarı-beyaz' ın çok daha güzel olduğunu söyleyebilirim.İnşallah gelecek sezon geri dönerler o formaya. 4. ye ise hiç değinmek istemiyorum. Daha önce bu tür formalardan hiç hoşlanmadığımı söylemiştim Galatasaray'ın turuncu formasından bahsederken. Bu ondan da geçen seneki turkuaz dan da itici olmuş! Akıbetinin turkuaz forma gibi olmasını diliyoruz.

Fenerbahçe' yle devam edelim. MTK maçına ayrı post atmaya gerek yok bence. 9 sene önceki halimizle bile yenilmemiz facia olan bi takımın normal şartlarda şu anki Fenerbahçe'yi bırakın yenmeyi zorlayabilmesi bile şaşırtıcı olurdu. Dolayısıyla çok ciddiye almıyorum bu maçı. Yine de takım genel olarak iyiydi. Adamım Colin Kazım döktürdü (Deivid'in yokluğunda beklenen patlamayı yapabilir), Emre güzel başladı falan da bu maç henüz ölçü değil işte. Özellikle Aurelio'nun yokluğunda orta saha sıkıntı çekebilir ilerleyen zamanlarda. Selçuk her ne kadar "ben burdayım" dese de transfer gerekli bence.

1 Ağustos 2008 Cuma

Sold Out

17 Temmuz' u 18'ine bağlayan gece yani diğer bir deyişle büyük merakle beklenen Batman'in yeni filmi Dark Knight'ın Amerika'da ilk defa görücüye çıkacağı gece hangi sinemaya baksam aynı yazıyla karşılaştım: Sold Out. Neyse artık başka bir gün deyip 21'i pazartesi hem de Imax salonunun olduğu bir sinemada biletimi aldım. Pazartesi gün ortası ne kadar dolu olabilir ki? Dev gibi Imax salonunun %98 doluydu desek abartmış olmayız herhalde. Açılış gecesi, açılış günü, açılış haftasonu, açılış haftası, 200 milyona en çabuk ulaşan film vb. rekorları başka şekilde açıklayamazsın zaten. Acaba tüm zamanların en çok gişe yapan filmi olabilecek mi?

Filme gelince tek kelime ile harika. Bu film süper kahraman filmlerini başka bir boyuta taşıyor adeta. Iron Man ve X-Men 2 bu kategorideki favorilerimdi ama Dark Knight adeta "dağılın lan" diyerek girdi ortama. Süper kahraman'ı geç ustaca işlenmiş bir suç filmi adeta bu. Senaryo çok iyi oyuncular desen Christian Bale zaten adamım. Gary Oldman, Michael Caine, Morgan Freeman desen zaten hep oldukları gibi harikalar. Aaron Eckhart Harvey Dent rolünde kesinlikle sırıtmıyor ve tabii ki Heath Ledger ve Joker. Oyunculuk müthiş anlayacağınız. Efendim bu saatten sonra Jack Nicholson'ın Jokeri diye bir şey kalmamıştır. Ledger olayı bambaşka bir hale sokmuş. İlk filmde abuk bir palyaço gibi gözüken Joker burada adeta gerçek kimliğine bürünmüş. Psikopat, sapık, korkutucu bir ucube. Sinema tarihine geçecek bir karakter adeta. Oscar konusunda önü açık gibi. Söylendiği gibi Heath'in ölümünün gişeye bu denli katkı yaptığına inanmıyorum ben. Elbet bir katkısı var ama o kadar değil. En azından ölümü yüzünden demek bu efsanevi performansa hakaret oluyor. Christopher Nolan' dan da bahsetmemek olmaz. Benim gözümde favorim Scorsese' nin bir altında yer alır zaten. Nolan'ın Batman'i ele alışını Tim Burton'ın kinden daha çok beğendiğimi söyleyebilirim Keza Christian Bale de Michael Keaton'dan çok daha iyi bir Bruce Wayne bence. Batman'in iç çatışmaları ve suça bakışı çok iyi işlenmiş. Joker'in yaralarını nasıl aldığını farklı şekillerde anlatması aslında olayı Alfred'in film içinde söylediği bir repliğe getiriyor. "Some men aren't looking for anything logical. They can't be bought, bullied, reasoned or negotiated with. Some men just want to watch the world burn." Joker'in psikopatlığı da tek bir nedenden gelmiyor bu nedenle. "Ben asla plan yapmam" diyerek de bu işi sadece zevk için yaptığını söylemeye çalışıyor bir anlamda.

Filmin kesinlikle ortalamanın çok üstünde olduğu konusunda herkes hemfikir zaten. Tartışmaya yol açan konu malum Imdb listesi. Ben zaten gelmiş geçmiş en iyi film diye düşünmem bu listeyi. Öyle düşünürsen zaten işin içinden çıkamazsın. Herkesin kendine göre bir en iyi film anlayışı vardır. Kimine Godfather türündeki filmler hitab etmez, kimine Star Wars tarzı klasik olmuş bilim kurgular hitab etmezi kimi Coen'leri beğenmez (favorilerim içindedirler :). Mesela ben de Burton ve Tarantino filmlerini sevmem. Dolayısıyla en iyi film yerine en beğenilen film olarak ele alınsa bu listedeki 1. lik bu kadar tartışmaya gerek kalmaz.Bir de Joker'i çıkar film şöyle oluyor bik bik diyenlere odunla girişmek istediğimi söylemek zorundayım. Kardeşim böyle bir eleştiri olabilir mi? Çıkaralım o zaman Fight Club'dan Brad Pitt'i, Goodfellas' dan Robert De Niro' yu, Godfather'dan Brando'yu öyle değerlendirelim o filmleri. Öyle iş mi olur?

Peki o listeyi en iyi filmler sıralaması olarak düşünürsek bu filmin tarihin en iyi filmi olduğunu söyleyebilir miyiz? Bence hayır. Benim hayatımda izlediğim en iyi film bile değil (Shawshank Redemption denen bir olay var benim gönlümde) ama en iyi çizgi roman uyarlaması olduğunu ve gerçek bir en iyi film listesinde ilk 50 içinde adının geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Ki bu bile müthiş bir başarıdır. Neyse fazla uzatmadan olayı toparlayalım efendim Batman'den ya da bu tür filmlerden hoşlanıyorsanız zaten gitmişsinizdir de yine de gitmeyenler mutlaka görsün derim ben. Ben iki kere gittim bile :)

Joker'in Bruce Wayne'in Harvey Dent adına verdiği partiye "Goooood evening ladies and gentlemen, we are tonight's entertainment " diyerek girdiği an olayın bittiği andır bence. O nasıl bir tonlamaydı öyle. Zaten o sözü de sinemanın kapısındaki her yere yazmışlardı o Joker tarzı abuk yazıyla. Güzel düşünce gerçekten.

Yine de Joker'in gözüktüğü her sahnede Heath' in artık olmadığı gerçeği insanın içini sızlatıyor.

Filmin eksik gördüğüm yönü Gotham'ın atmosferiydi. Şehri biraz daha karanlık bir yapıya büründürselerdi daha iyi olurdu kuşkusuz.Burton filmlerinden tek eksiği bu bence. Bir de dövüş sahneleri daha güzel olabilirmiş. Bunlar ışığında filme tamamen objektif baksam 9/10 verirdim; ancak gerek Batman'in çocukluğumdan beri en çok sevdiğim süper kahraman olması, gerek Christian Bale'in en sevdiğim aktör olmasından dolayı 10/10 dur benim notum. Gönül torpili yapıyorum yani.

Imdb' de de bu yüzden zevkle 10 puanı bastığımı belirtmezsem içimde kalır.