18 Haziran 2008 Çarşamba

Fransa 0 - 2 İtalya

Domenech nasıl bir adam anlamak güç. 2006 ' da ittire ittire geldikleri finalin kredisini en sonunda tüketti. Donadoni' de çok farklı değil gerçi. Hollanda maçında Roma ortasahasını oturtup turnuvaya rezil başlamalarına neden olmuştu. En azından o hatasından döndü. Şimdi Domenech tarafına geri dönelim. Mutlak kazanman gereken bir maçtasın. Maçın henüz başında en büyük kozlarından biri olan Ribery sakatlanıyor. Yerine Nasri'yi almak zorunda kalıyorsun. Terslik bununla kalmıyor tabii. Stoper görevini ben nasıl yaparsam o kadar yapabilecek Abidal önüne geleni geçirme seanslarından birinde Toni'yi yere yığıyor. Hoop penaltı ve İtalyanlar 1-0 önde. 10 kişi kalıyorsun. Beraberliğin sana yetmediği ortada. Elin mecbur bütün riskleri alacaksın. Tabii Domenech beyefendi öyle düşünmüyor. Ribery'nin yerine ortasahanın yükünü çekmesi için oyuna aldığı Nasri'yi 16 dakika sonra çıkarıyor. Hem de yerine bir savunma oyuncusu alarak! Hem de o sırada oyunda iki tane ön libero varken. Bunun adı teknik direktörlük değildir ama başka her şeydir. Mesela bütün Fransız halkıyla dalga geçmektir. Maç sonrası Mehmet Özkan'ın müthiş bir yorumu var. Thierry Henry'nin, Ribery'nin böyle bir turnuva' nın çeyrek finalinde her zaman yeri vardır, Fransa milli takımının da her zaman yeri vardır; ama Domenech'in Fransa'sı nın yeri yoktur. Hatta kupada bile yeri yoktur diyor. Böyle bir oyun mentaliten varsa git Yunanistan'ın başına,onlar alışık zaten aman 6 defansla oynayalım anlayışına. Benzema' ya da değinmeden olmaz. İlk yarıda adeta takımı baltalayan isimdi. 2. yarıda bir tane nefis şutu var. Gerisinde de kim daha bencil yarışmasında gibi. Neticede 2002' deki hayal kırıklığının bir benzerini yaşadı Fransızlar. 3 maç; 0 galibiyet ve atılan sadece 1 gol. Tablo hiç iç açıcı değil. Yarın öbür gün yollarlar Domenech'i.

İtalyanlar öyle ya da böyle çeyrek finale çıkmayı garantilediler yine. Portakallar maça yatmayınca bu galibiyet onlara yetti. En çok Pirlo ve De Rossi'yi beğendim. Donadoni Cassano'yu şapkadan çıkardı ama vasatı aşamadı Sampdoria'lı. Aslında Luca Toni dünyaları kaçırmasa çok daha farklı bir skor alabilirlerdi. Attıkları şans golüne laf söyletmeyecek kadar oynadılar. Fakat Pirlo ve Gattuso cezalı duruma düştü. İspanya karşısında sezonun flaş ismi Aquilani'ye çok iş düşüyor. Şu anda onlar işin her şey güzel ama Luca Toni böyle kaçırmaya devam ederse dönüş biletini hazırlasınlar. İspanyollar hiç olmadığı kadar hırslı geliyor.

Stat: Letzigrund
Hakemler: Lubos Michel, Roman Slysko, Martin Balko (Slovakya)
Fransa: Coupet, Clerc, Gallas, Abidal, Evra, Govou (Dk. 66 Anelka), Toulalan, Makelele, Ribery (Dk. 10 Nasri) (Dk. 26 Boumsong), Henry, Benzema
İtalya: Buffon, Zambrotta, Chiellini, Panucci, Grosso, Pirlo (Dk. 55 Ambrosini), De Rossi, Gattuso (Dk. 82 Aquilani), Perrotta (Dk. 64 Camoranesi), Toni, Cassano
Goller: Dk. 25 Pirlo (penaltıdan), Dk. 62 De Rossi
Sarı Kartlar: Dk. 18 Evra, Dk. 47 Govou, Dk. 72 Boumsong (Fransa), Dk. 44 Pirlo, Dk. 45 Chiellini, Dk. 54 Gattuso (İtalya)
Kırmızı Kart: Dk. 24 Abidal (Fransa)

17 Haziran 2008 Salı

Aragones?

Yönetim yapma gözünü seveyim.

Polonya 0 - 1 Hırvatistan

Günün tercih etmediğim maçı. Dolayısıyla no comment.

Stat: KlagenfuitHakemler: Kyros Vassaras, Dimitris Bozatzidis, Dimitris Saraidaris (Yunanistan)
Polonya: Boruc, Wawrzyniak, Dudka, Krzynowek, Sagonowski (Dk.69 Zahorski), Wasilewski, Zewlakow, Lobodzinski (Dk.55 Smolarek), Lewandowski (Dk.46 Kokoszka), Murawski, Guerreiro
Hırvatistan: Runje, Simic, Vejic, Knezevic (Dk.27 Corluka), Rakitic, Vukojevic, Pokrivac, Leko, Pranjic, Klasnic (Dk.74 Kalinic), Petric (Dk.74 Kranjcar)
Gol: Dk.53 Klasnic
Sarı Kartlar: Dk.38 Lewandowski, Dk.84 Zahorski (Polonya) Dk.45 Vejic, Dk.85 Vukojevic (Hırvatistan)

Avusturya 0 - 1 Almanya

Şu Avusturya'nın adam gibi bir forvete sahip olmaması nelere mal oldu. Vatandaşlarının bile katılmayalım dedikleri bir turnuvaydı bu. Gruptan çıkma ihtimalleri bile bahisleri uçuyordu. Gösterdikleri performansa vallahi helal olsun. İlk maçtaki o şok penaltı, ikincideki Polonya'nın ofsayttan gelen golü olmasa...Bu şanssızlıklar bir yana başta dediğim gibi en azından sağlam bir forvetleri olsa her şey çok farklı olabilirdi. Almanya için ise durum şu an pek parlak gözükmüyor. İlk maçtan beri büyük düşüşteler. Avusturya biraz becerikli olabilse en temizinden 2 tane yiyebilirlerdi. Dün kazanmak için sahaya çıkmadıkları ortada olmasına rağmen ben bu kadar etkisiz bir Almanya beklemiyordum. Portekiz karşısında böyle oynarlarsa eve dönerler. Gomez'e ise are you player? demek istiyorum. Böyle saçmalık olmaz. Löw bu adamda ısrar etmeye devam ederse takımın sonu olur. Çeyrek finalde Podolski mutlak Klose'nin yanına çekilmeli. Schweinsteiger de oyunda olmalı.

Bizim yorumcular ağız birliği etmiş gibi Almanya'nın yıldızı yok, oyunu değiştirecek adamı yok diye bıdı bıdı konuşuyorlar. Ballack alayına "kesin ulan" dedi. Almanya'nın takım oyununundan ve disiplininden kopmamasının bireysel performansların önüne geçtiğini görmek bu kadar mı zor? Ballack, Podolski, Klose gibi adamlar mı ortalama? Michael Ballack'ın bugün oynadığı seviyede tarihte herhangi bir Türk futbolcu oynadı mı? Ya da Klose ayarında bir oyuncumuz var mı? Bir de üzerine Türkiye'nin oyunun kaderini değiştirecek çok adamı var diyorlar. Halbuki Almanya'ya bak hepsi standart oyuncular di mi?. Pöhh. Bol keseden sallaması kolay.

Portekiz-Almanya maçı ilginç olacağa benziyor. Benim favorim hala Almanya; ancak Löw Gomez ısrarında devam ederse işleri zor.

Stat: Ernst Happel

Hakemler: Manuel Mejuto Gonzales, Juan Carlos Juste Jimenez, Jesus Calvo Guadamuro (İspanya)

Avusturya: Macho, Stranzl, Pogatetz, Hiden (Dk. 55 Leitgeb), Garics, Fuchs, Ümit Korkmaz, Ivanschitz, Aufhauser (Dk. 63 Saumel), Hoffer, Harnik (Dk. 67 Kienast)

Almanya: Lehmann, Metzelder, Mertesacker, Lahm, Fritz (Dk. 89 Borowski), Friedrich, Frings, Ballack, Podolski (Dk. 83 Neuville), Klose, Gomez (Dk. 60 Hitzlsperger)

Gol: Dk. 49 Ballack (Almanya)

Sarı kartlar: Dk. 13 Stranzl, Dk. 31 Hoffer, Dk. 48 Ivanschitz (Avusturya)

Not in LA

5. maç öncesinden bir görüntü.

Boston Celtics 98 - Los Angeles Lakers 103

Uyku problemlerim nedeniyle sadece 2. yarısını izleyebilidiğim için fazla etraflıca bir yazı yazamayacağım. Lakers'ın bu seriyi bu maçta bırakmayacağını az çok herkes tahmin ediyordu zaten. Hoş bir ara 20 lere çıkan fark klasik şekilde eridi ve Boston son dakikaya kadar maça ortaktı ama son dakikada Kobe oyuna ağırlığını koydu ve maçı Lakers'a kazandırdı. Boston seri yakalamışken takımı ateşleyen Fisher, tüm serideki en iyi oyununu oynayan Gasol, Farmar ve biraz da Odom en beğendiğim isimlerdi. Boston'da ise Doc Rivers bu sefer Paul Pierce'ı 48 dakika oynattı. Bu herifin sorunu nedir anlamıyorum. Her maç birilerini 48 dakika oynatıyor. Pierce bu maçta yolladığı 38 sayı ile seriyi Boston'ın kazanması durumunda MVP olmayı adeta garantiledi.Bundan sonrası ne olur? Boston'ın 6. maçı kazanıp şampiyon olması en olası senaryo gibi; ancak olur da seri 7. maça uzarsa...Aman aman.

Etraflıca bir yazı yazamadık bari birkaç ilginç istatistik verelim:
*Boston Celtics bu playofflarda evinde 12-1 lik bir galibiyet istatistiği yakaladı. 1 galibiyet daha alırlarsa yeni bir NBA rekoru kırmış olacaklar. Bu seneye kadarki rekoru 12 maç ile Celtics(83-84) ve Lakers (87-88) paylaşıyordu.
*Lakers'ın 3. maçta aldığı 87-81 lik galibiyet 2 takım arasında playofflarda oynanmış en düşük skorlu maçtı (playofflarda zaten sadece finalde karşılaşabiliyorlar)
*Boston bütün sezon boyunca toplam 81 galibiyet aldı. Bu kendi tarihlerinde elde ettikleri en yüksek 2. rakam. Rekor 85-86 sezonunda aldıkları 82 galibiyet. Bu kadro kalan 2 maçtan birini kazanması halinde halinde rekora ortak olacak.
*Kobe Bryant 5. maçtaki 25 sayılık performansıyla Scottie Pippen'ı geride bıraktı ve playofflar tarihinin en çok sayı atan 10. oyuncusu oldu. Toplamda 3.664 sayısı var. 9. sıradaki Magic Johnson'dan 38 sayı geride.
*4. çeyreklerin adamı olan Kobe'nin bu serideki periyot periyot şut yüzdesi de bunu doğruluyor. İlginç olan her periyotta daha yüksek ortalamayla atması. İlk periyotlarda ortalama %37.9, ikincilerde %41.2, üçüncülerde %43.8 ve son çeyreklerde %45.2 ile şut atmış bu seride.
*Bir istatistikte Paul Pierce adına. Pierce bu seride ilk ve son çeyreklerde toplam 34'te 10 (%29.4) atarken ikinci ve üçüncü çeyreklerde toplamda 41'de 24 yani %58.3 lük bir yüzde tutturmuş.İlginç.
*3. maçta benchten gelerek 20 sayı atan Sasha Vujacic Lakers adına son 10 yılda playofflarda yedekten gelip en çok sayı üretilen performansı sergilemiş. En son 97-98 playofflarında Nick Van Exel Seattle'a 22 sayı atmıştı benchten gelerek.

16 Haziran 2008 Pazartesi

Türkiye 3 - Çek Cumhuriyeti 2


Böyle acayip bir maça ne denir ki? Ne sistemimizle ne anlayışımızla dünya futboluna uymadığımız ortada;ama çeyrek finaldeyiz. Böyle bir kaos anlayışından bir şeyler çıkartmak inanılmaz bir olay. Türk milli takımı, hakkında hep olumsuz konuşan benle bir Ahmet Çakar - Fenerbahçe ilişkisi oluşturdu. Portekiz maçı sonrası böyle olacak deseler ne derdim tahmin edemiyorum.

Maç öncesi Çekler 2-0 veya 2-1 alır diye tahmin ediyordum. 70. dakikada da ondan farklı bir durum yoktu. Hele ilk yarı boyunca en ufak bir şey üretmeyen bu takımın 2 farkla geride olmasına duacı olmalıydık. 2. yarıda gelen hareketlilik de sonuçsuz kalacak gibiydi; ancak bir anda Sabri'nin nefis pasında Hamit ceza sahasına köşeden daldı, topu öbür köşeye yuvarladı Arda' da Cech'in uzanamayacağı yere yolladı topu. Şimdi Hamit'in ileri çıktığında takıma yaptığı faydayı herkes görüyor. Fatih Terim 2 buçuk maç onu beke mahkum etti. Eğer bir dahaki maçta da bek başlarsa kör Fatih Terim yazılı pankartımla stadyumda olacağım. 2. yarı gol yememeye oynayacağı belli olan Çekler'e karşı Semih'i oyundan almanın da mantığı nedir anlamadım. Derken sahada ne yaptığı belli olmayan Mehmet Topal'ın yerine Kazım Kazım girdi ve ne kadar abuk subuk hareket varsa hepsini yaptı ama dedik ya Hamit coştu diye. Mehmet'in çıkınca orta sahaya geçen Hamit bence maçın en kritik performansına imza attı. 2.5 asist. O değişiklikten sonrası zaten büyük bir karmaşa ve "ne yaptın Cech" durumu. Maç öncesi kesin her topu kurtarır bu dediğim adam öyle kritik bir yerde yumurtladı ki maç penaltılara gitse o moral bozukluğuyla bir şey kurtaramayacağını düşündüm bir an. Ne kadar yetenekli ve meşhur biri olursan ol her zaman böyle takımını yakma riskin oluyor işte.Nitekim hemen sonraki atakta Nihat bir tane daha yazınca tamamen çöktü. Önce Manchester United finali ondan sonra bu maç. Cech için unutmak isteyeceği bir sezon olacak bu. Ondan sonrası ise dengesizlerin kralı Volkan Demirel şov. Yine yaptı yapacağını Volkan. O pozisyon maçın bitmesine 1 dakika kala değil 10 dakika kala olsaydı ne olacaktı? Bu maçı bilgisayar oyunlarına bağlamayı düşünüyordum ki ekşi sözlükte Volkan hakkında nefis bir entry ile karşılaştım. Okocha nickli yazar yazmış. Buraya koymamın bir mahsuru yoktur herhalde.

kendisi fifa 98'den kalma bir futbolcudur. fifa 98 zamanında q tu$u ile yapılırdı bu hareketler. yapan ki$ide kırmızı kart görürdü. daha sonra ea sports bu i$in saçmalıgını anladı sonraki fifalarda bu gereksiz tu$u kaldırdı. lakin volkan'da bu tu$ hala varlıgını sürdürüyor. ben arkadaki fotografci kılıgına girmi$ kel adamdan $üphelendim. q tu$una o basmı$ olabilir..

Gerçekten de böyle bir adam bu Volkan Demirel. Her neyse onun yerine geçen Tuncay'a şut bile gelmedi ve Türkiye çeyrek finale çıkmayı başardı. Öndeyken Koller 'i çıkarıp Baros'u almayan Brückner'in ekmeğimize yağ sürdüğü de bir gerçek tabii.

2 maçtır öyle ya da böyle geri dönmeyi başarıyor Türkiye. Hem de öyle ahım şahım bir futbol oynamadan. Goal II filmindeki Şampiyonlar Ligi finalinde böyle bir geri dönüş vardı. "Bi gidin işinize ya " deyip sinirlenmeme yol açmıştı. Böyle gerçekdışı futbol senaryoları yazmayın demiştim. Bu maç için ne diyebilirim ki?

Bundan sonraki maçımız 20 sinde. Hırvatistan ile oynayacağız. Çekler'den daha üst düzey bir takım oldukları ortada. Daha geçen hafta turnuvaya en fiyakalı girişlerden birini yapan Almanlara sahayı dar ettiler. Birkaç ay önce Wembley'de 100.000 İngiliz'e nasıl buz kestirdiklerini çoğu kişi hatırlıyordur. Kısacası işimiz bu maçtan daha da zor olacak; ama imkansız değil onları yenmek. Zaten bu maçtan sonra kimse imkansız demesin bu takıma. Hırvatları Almanlara tercih edeceğimi söylemiştim. O maçta Volkan ve Aurelio oynayamayacak. En iyisi ben yine olumsuz konuşayım maç öncesi. Bakarsın yine kazanırız.

Bu maç vesilesi ile ülkede ne kadar taramalı tüfek var öğrenmiş olduk. Arkadaşım bari adam gibi alın tabancanızı sıkın havaya. Tüfekler nereden çıktı? Çüş.

"Çek" kelimesi ile yapılan kombinasyonlarla atılan başlıklara uyuz oluyorum.Misal ÇEKilin. Ne kadar da yaratıcı. Anlamadığım diğer nokta da bütün televizyonlardaki dünya bizi konuşuyor bölümleri. Kardeşim sen zaten Avurpa Şampiyonası'ndasın. Oynanan en dandik maç bile bir şekilde dünya basınında yer buluyor. Böyle bir geri dönüş tabii ki yer alacak. Bu nasıl bir eziklik kompleksidir?

Stat: Stade De GeneveHakemler: Peter Fröjdfeldt , Stefan Wittberg , Henrik Andren (İsviçre) Türkiye: Volkan , Hamit , Emre Güngör (Dk. 61 Emre Aşık ), Servet , Hakan Balta , Arda , Tuncay , Mehmet Topal (Dk. 57 Kazım ), Aurelio , Semih (Dk. 46 Sabri ), Nihat Çek Cumhuriyeti: Cech , Grygera , Ujfalusi , Rozehnal , Jankulovski , Galasek , Matejovsky (Dk. 39 Jarolim ), Polak , Sionko (Dk. 84 Vicek ), Plasil (Dk. 78 Kadlec ), Koller Goller: Dk. 34 Koller, Dk. 62 Plasil (Çek Cumhuriyeti), Dk. 75 Arda, Dk. 88 ve 90 Nihat (Türkiye) Sarı Kartlar: Dk. 6 Mehmet Topal, Dk. 10 Aurelio, Dk. 73 Emre Aşık (Türkiye), Dk. 76 Galasek, Dk. 90 Ujfalusi (Çek Cumhuriyeti) Kırmızı Kart: Dk. 90 Volkan (Türkiye)

İsviçre 2 - Portekiz 0

0 puanda kalan bir ev sahibi olur mu? "Hadi len ordan" dedi İsviçreliler. Hakan Yakın'ın 2 golü İsviçre'ye grubun son maçında galibiyeti getirdi. Portekiz çeyrek final maçını düşünerek yedek ağırlıklı bir kadro ile çıktı. Maçı da çok salladıklarını düşünmüyorum zaten. İlginç nokta maçın adamı Hakan Yakın seçilince günün 2 maçının da adamının Türk olması. İzleme fırsatı bulamadığımız için daha fazla bir şey yazamıyorum maç hakkında.

Portekiz çeyrek finalde büyük ihtimalle Almanya ile oynayacaktır. Portekiz çok kaliteli bir kadroya sahip olmasına ve istediği anlarda büyük baskı kurabilmesine rağmen Almanya karşısında çok zorlanacaktır diyorum ben; ama eğer Almanları geçerlerse final yolu o kadar dikenli değil.

Stat: St. Jakob ParkHakemler: Konrad Plautz, Egon Bereuter, Markus Mayr
İsviçre: Zuberbuhler, Müller, Magnin, Senderos, Lichtsteiner (DK.83 Grichting), Behrami, Gökhan İnler, Hakan Yakın (Dk.86 Cabanas), Fernandes, Vonlanthen (Dk.61 Barnetta), Eren Derdiyok
Portekiz: Ricardo, Miguel, Ferreira (Dk.41 Riberio), Pepe, Bruno Alves, Nani, Meira, Meireles, Quaresma, Veleso (Dk.71 Moutinho), Postiga (Dk.74 Almeida)
Goller: Dk.71 ve Dk.83 Hakan Yakın (Pen.) (İsviçre)
Sarı Kartlar: Dk.27 Hakan Yakın, Dk.37 Vonlanthen (İsviçre), Dk.30 Ferreira, Dk.64 Riberio (Portekiz)

Yunanistan 0 - Rusya 1

Futbol katillerinin hazin sonu.

Stat: Wals-SiezenheimHakemler: Roberto Rosetti, Alessandro Griselli, Paolo Calcagno (İtalya)
Yunanistan: Nikopolidis, Seitaridis (Dk. 40 Karagounis), Dellas, Kyrgiakos, Torosidis, Katsouranis, Basinas, Patsatzoglou, Haristeas, Liberopoulos (Dk. 61 Gekas), Amanatidis (Dk. 80 Giannakopoulos)
Rusya: Akinfeyev, Anyukov, Kolodin, Ignashevich, Zhirkov (Dk. 87 Berezutski), Semak, Torbinsky, Zyryanov, Semshov, Bilyaletdinov (Dk. 69 Saenko), Pavlyuchenko
Gol: Dk. 33 Zyryanov (Rusya)
Sarı kartlar: Dk. 42 Karagounis, Dk. 58 Liberopoulos (Yunanistan), Dk. 77 Saenko, Dk. 84 Torbinsky (Rusya)

15 Haziran 2008 Pazar

Transfer

Euro 2008' in gündemi işgal ettiği şu günlerde transfer piyasası durgun tabii. Turnuva sonrası patlayacaktır bombalar. 2007-2008 transfer sezonuna göz atalım biz. Soldaki rakamlar liglerde transfer harcanan para sağdakiler de giden futbolculardan kazanılan para. Beklenildiği futbolcu fabrikaları Brezilya, Arjantin ve Portekiz yine karın dibine vurmuş. Fransa dışındaki büyük ligler hep zararda zaten. Armut piş ağzıma düş durumu. Lyon Fransa'yı iyi toparlıyor.

2007/08, Transfere En Çok Para Harcayanlar
1- Tottenham Hotspur : 95.150.000 €
2- Real Madrid : 92.000.027 €
3- Manchester United : 86.300.000 €
4- Liverpool : 84.050.000 €
5- Atletico Madrid : 84.000.000 €

2007/08, Transferden En Çok Para Kazananlar
1- Porto : 70.650.000 €
2- Lyon : 66.950.000 €
3- Atletico Madrid : 52.500.000 €
4- Arsenal : 51.100.000 €
5- Benfica : 49.920.000 €

2007/08, En Pahalı Futbolcular
1- Fernando Torres, Liverpool
2- Arjen Robben, Real Madrid
3- Anderson, Manchester United
4- Pepe, Real Madrid
5- Wesley Sneijder, Real Madrid