22 Mayıs 2008 Perşembe

Manchester 1 - Chelsea 1 (6-5 pen)

Tam bir dram gecesiydi. İnsan 10 saniye içinde ne kadar çok şeyi kaybedebiliyor. John Terry' ye üzülmemek ne mümkün. Alında Chelsea maça hiçte iyi başlamadı. İlk 45 dakika sahada sadece Manchester United' ı izledik diyebiliriz.Ronaldo, Essien'in bir anlık hatasında müthiş yükseldi,topu tam köşeye gönderdi.Bu golden sonra da Manchester Topa hakim oldu,pozisyonlara girdi,hatta ilk yarıda farkı 2ye belki 3 e çıkarabilirlerdi,beceremediler. Nitekim ilk yarının son dakikasında Chelsea Lampard'la bir şans golü buldu. Bu gol bütün dengeleri alt-üst etti. Eminim bu golden sonra benim gibi pek çok kişi Avram Grant'ın balı hakkında konuşmaya başlamıştır.Dengeler alt-üst oldu dedik, 2. yarıda bambaşka bir tablo vardı. Chelsea kaçırdıkça kaçırıyor, Manchester ise eli mahkum bir biçimde kontra atak arıyordu. Drogba' nın direkten dönen şutu maçın uzayacağının habercisiydi. 90 dakika bittiğinde hem ilk yarıda sahanın hakimi Manchester,hem de ikinci yarı sazı alan Chelsea maçı haketmişti. Birine yazık olacaktı.

Uzatmalarda Chelsea, Lampard'ın nefis şutunda yine direğe tosladı.Lampard o golü atsa, sonra yine eller gözyüzünde yere yığılsa ve sonunda kahraman olsa gece benim için tadından yenmez bir hale gelirdi.Olmadı,sağlık olsun.Penaltılarda şımarık Ronaldo cinlik yapıp Cech' i tuzağa düşürmek istedi; ama Cech yemedi ve tuzağa düşen Ronaldo oldu. Az kalsın bu hata kupaya malolacaktı.Uzatmalarda Ryan Giggs'in boş kaleye vurduğu topu inanılmaz bir şekilde çıkaran John Terry, son penaltıyı atmak ve kupayı takımına kazandırmak üzere topun başına geçti (Drogba kırmızı kart görmeseydi belki Terry ilk 5 içinde yer almayacak ve kupa Chelsea' nin olacaktı.) ancak inanılmaz şanssız bir biçimde ayağı kaydı ve top yine direkte patladı.Evet 15cm ile kupa Londra' ya gelişini yine erteledi.Gerçekten bu durumdan daha şanssız bir durum ancak Dünya Kupası finalinde böyle kayarak penaltı kaçırmak olur.Sonraki iki penaltı firesiz geçti.Manchester 7. penaltıda da ağları bulunca Nicolas Anelka topun başına geçti.Anelka çekerse kesin kaçırır demiştim.Öyle de oldu.Terry bunun üzerine bir anda gözyaşlarına boğulduAvram Grant tüm dünyaya, özellikle de İngiliz basınına "girsin.." yapıp kupayı alma fırsatını elinden kaçırdı.Tabi Sir bu kolay kolay bırakmaz.John Terry'nin halini gören en fanatik Manchesterlının bile içi acımıştır sanırsam. Anelka ise John Terry' nin aksine fazla umursamaz bi havada gitti madalyasını aldı.Adam gamsız,ne yapsın.Belki daha çok hakeden Chelsea'ydi ama Manchester'ın da haketmediğini kimse iddaa edemez.Bu yaz Chelsea' de de Barcelona ve Milan gibi köklü değişiklikler olacak gibi. Son olarak John Terry 'e canın sağolsun büyük kaptan sen ne kupalara kadirsin demek istiyorum.

Birde eğer yanlış duymadıysam Ertem Şener penaltılarla biten finalleri sayarken Bayern Munich-Valencia finalini atladı.

Chelsea tribününde açılan "scouse-free zone" pankartı ise yardırdı.
Scouse: Liverpool bölgesinin aksanı.

Neden anlamış değilim 2 yıldır eskiden olduğu gibi tribünde kupa töreni yapılıyor.Öbür türlü çok daha gaz oluyor bence niye kaldırdılar bilmiyorum.Kuracaksın sahaya platformu,kupa havaya kalktığı zaman vereceksin konfetiyi. Daha gaz bir an yok şerefsizim.Afedersiniz Piç ediyolar güzelim töreni.

Ve son olarak; Essien, sen insan değilsin kardeşim.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

NBA Draft Lottery

Chicago %1.7 lik şansına rağmen 1. sırayı kapmayı başardı. Miami sezonun 2. yarısını kaybetmeye oynayarak geçirmişti;2. sırayı kaptı keşke daha düşük bir sıra alsalardı. 1 numarayı almasını istediğim; kötü durumuna rağmen hep savaşan Minnesota ise 3 numarayla yetindi.

1. Chicago Bulls
2. Miami Heat
3. Minnesota Timberwolves
4. Seattle Supersonics
5. Memphis Grizzlies
6. New York Knicks
7. L.A. Clippers
8. Milwaukee Bucks
9. Charlotte Bobcats
10. New Jersey Nets
11. Indiana Pacers
12. Sacramento Kings
13. Portland Trail Blazers
14. Golden State Warriors

Final Moscow 2008

Manchester United: Edwin Van der Sar; Wes Brown, Rio Ferdinand, Nemanja Vidic, Patrice Evra; Cristiano Ronaldo, Paul Scholes, Michael Carrick, Ji-Sung Park; Wayne Rooney, Carlos Tevez.
Chelsea: Petr Cech; Michael Essien, John Terry, Ricardo Carvalho, Ashley Cole; Joe Cole, Michael Ballack, Claude Makelele, Frank Lampard; Didier Drogba, Salomon Kalou(Florent Malouda).

Maçın muhtemel 11'leri böyle. Erken gol olmazsa az gollü, kontrollü bir maç olur. Gönlüm Chelsea' den yana (Klasik şampiyona elenmiş olalım zihniyetinden ziyade Lampard ve Drogba' ya olan sempatim yüzünden). Sunday Times iki takımın muhtemel kadrolarını masaya yatırıp 10 üzerinden not vermiş.

Van der Sar (7/10)-Cech(8/10); Brown(6/10)-Essien(7/10); Vidic(8/10)-Carvalho(9/10); Evra(8/10)-Ashley Cole(7/10); Ronaldo(10/10)- Ballack(8/10); Scholes(8/10)-Makelele(6/10); Carrick(7/10)- Lampard(8/10); Tevez(8/10)-Joe Cole(7/10); Park(6/10)-Malouda(5/10)- Rooney(8/10)-Drogba(8/10)

Malouda mı Kalou mu forma giyecek belli değil. Sunday Times Malouda' ya puan vermiş ama Kalou' nun ismi daha bi ön plana çıktı. John Terry ise sakatlıktan yeni çıktığı için o kadar almış, belli. Drogba 'ya ise nah 8 diyorum. 9 vermeyeni Allah çarpar.

Maç 21.45; Star TV.

10-0


Fenerbahçe Ülker, Efes Pilsen' i 10. defa üst üste yendi. Efes' in Fenerbahçe karşısındaki şanssızlığı devam ediyor. Aslında ben Fenerbahçe' yi hiç beğenmiyorum (bunda biraz da benim maç izlediğim anlarda Fenerbahçe' nin hep bocalaması var.Mesela bu maçın sadece sonuna bakabildim fark 11 di açtığımda Fenerbahçe oyunu rezil etmeye başladı fark 4' e indi.Hangi maçı izlesem böyle oluyor.). Kanımca geçen seneki takım daha iyiydi ama bu seneki de Euroleague' de çeyrek final gördü ve ligde yeniden finalde. Sevmesem de Bogdan Tanjevic' in hakkını da fazla yememek gerektiğini düşünüyorum bu yüzden. Şimdi Finalde Telekom ya da Beşiktaş ile karşılaşacak Fenerbahçe. BBL ' yi fazla takip etmem o yüzden maçlar hakkında fazla yorum yapamıyorum; ama Telekom Fenerbahçe' ye Beşiktaş' tan daha çok sorun çıkarır gibi.
FENERBAHÇE ÜLKER (82): James White, Solomon 20 (6 ribaund- 6 asist), Mirsad Türkcan 18 (10 ribaund- 1 asist), Ömer Onan 9 (3 ribaund- 2 asist), Semih Erden 7 (11 ribaund- 1 blok), Damir Mrsic 2 (1 ribaund- 2 asist), Vidmar 2 (4 ribaund), Oğuz Savaş 6, Kinsey 4 (5 ribaund), Ömer Aşık 5 (1 ribaund), Emir Preldzic 9 (2 ribaund- 1 asist)
EFES PİLSEN (75): Scoonie Penn 5 (5 ribaund), Dewarick Spencer 0, Kenny Gregory 7 (1 ribaund), Mustafa Abi 9 (3ibaund- 1 asist), Kerem Gönlüm 4 (6 ribaund), Craig Bradshaw 9 (10 ribaund), Serkan Erdoğan 5 (1 ribaund- 2 asist), Ermal Kurtoğlu 27 (6 ribaund- 1 asist), Ender Arslan 9 (2 ribaund- 4 asist)

Seni Seviyoruz Zizou...

Yanındakine Hakan Bilal Kutlualp diyesim var.

20 Mayıs 2008 Salı

061626

Ankaragücü ve Bursaspor' un tribün kardeşliğini bilmeyen yoktur sanırım. Bu iki takım taraftarları genelde birlikte hareket eder, özellikle Beşiktaş' a olmak üzere kinlerini beraber kusarlar. Hele 6. ve 16. dakikalarda birbirlerine tezahürat yapmaları bence yaratıcı ve güzel bir durumdur. Bugün Eskişehir' li olan ve Ankaragücü tribününde yer alan bir arkadaşım bana 1 aydır yeni bir oluşum olduğunu ve bu ikiliye Eskişehir' in de katıldığını söyledi. 061626 adını vermişler bu oluşuma. Gerçi Eskişehir ve Bursa arasında da bilinen bir dostluk vardı ama Ankaragücü' yle olan gibi değildi. İşte Bursa' lılar bu iki dostluğu birleştirmek adına Ankaragücü' nün tribün liderleriyle konuşuyor ve daha sonra taraftar dernekleri protokol antlaşması imzalıyor. Tabii Ankaragücü tribünü bir bütün değil. Pek çok grup var ve bölük pörçük haldeler. Doğal olarak bazıları bu durumu kabul etmiyor. (benim arkadaşın bulunduğu grup da bunlara dahil, tabii onların Bursa' ya da fazla dostça yaklaşmadıklarını söylemeli). Zaten herkesin kabul etmesi de beklenemez. Bütün Bursalıların da Ankaragücü' ne dostça yaklaştıklarını sanmıyorum. Kısacası Anadolu tribünleri yeni bir oluşum içinde. 3 büyük tribünü bağlayan bu oluşum ilk bakışta güzel bir olay gibi dursa da ilerde fazla sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Seneye bu tür manzaralarla yine pek çok kez karşılaşıcaz gibi (Göztepe' de buralar dönse ne güzel olur..)

Finale 1 Kala...

IBRA

1/3

Ve mutlu son..Del Piero Euro 2008 kadrosunda kendine yer buldu. Seria A' nın gol kralının kadroda olmaması bence büyük hata olurdu. Sevmediğim İtalya' da sevdiğim iki adamdan biridir diyebilirim. Euro 2008 kadrolarını vermek için liglerin bitimini bekliyorduk, siftahı İtalya ile yapalım.

Kaleci: Buffon, Amelia, De Sanctis
Defans: Barzagli, Cannavaro, Chiellini, Grosso, Materazzi, Panucci, Zambrotta.
Orta Saha: Ambrosini, Gattuso, Aquilani, Camoranesi, De Rossi, Perrotta, Montolivo, Pirlo
Forvet: Toni, Borriello, Del Piero, Di Natale, Quagliarella, Cassano.

Ölüm grubunda olmaları onlar için büyük dezavantaj ama gruptan çıkabilirlerse bence en az yarı final görürler.Adamım Luca Toni ise müthiş bir sezon geçirdi, bu yaz önemli işler yapabilir.
1/3 olayı ise bu turnuvada olur mu olmaz mı tartışmaları yapılan milli takımlar için 3 sembol isim vardı. Hakan Şükür(bence doğru karar) ve Raul (konuşmaya başlarsam Aragones' e ağır gidicem, konuşmuyorum) evde kaldılar. Del Piero ise kadroda, Haziran' da top peşinde koşturacak.

San Antonio Spurs 91 - New Orleans Hornets 82

Lanet Tarih sınavı yüzünden maça kalkmamaya karar vermiştim; ama ne olduysa sabah 5.40 gibi kendiliğimden uyanıverdim ve dayanamayarak maçı açtım. O yüzden maçın sadece son çeyreğini izleyebildim. Tahmin ettiğim bir senaryoyla karşılaştım. Bu iki takım ilk eşleştiğinde ve hatta New Orleans 2-0 öndeyken bile San Antonio 7. maçta alır diye diretiyordum. Yarın bizim New Orleans' cıların aklını alıcam. Sezon boyu müthiş bir performans sergileyen Cp3 ve takımı 7. maç baskısını kaldıramadı. Jannero Pargo' nun müthiş performansı olmasaydı fark yiyeceklerdi (bu hıyarın Lakers' ta sezonu 1.1 sayı ortalamayla kapattığını hatırlarım). Pargo bir ara iyice cozuttu, herkesi öyle bir havaya soktu ki son dakikalarda beraberliği yakalayabileceği bir üçlüğü kaçırınca (20 saniye önce bir tane sokmuştu) Kaan Kural' dan bir "aaah" sesi geldi. O girseydi Kaan "oohohohohohoooh" tepkisini koyup bizi yıkabilirdi.Seviyorum bu adamı. New Orleans da o gazla maçı alabilirdi, olmadı. San Antonio bir kez daha Konferans Finaline adını yazdırdı. Rakip eski dost LA Lakers. Bu iki takım son 9 yılda 7 şampiyonluk kazandılar.En son Konferans Finalinde karşılaştıklarında Lakers süpürmüştü. İlk maç Çarşambayı Perşembe' ye bağlayan gece. O gün okulda gezi var ders-sınav yok, ayaktayız yani...

Chris Paul takımını buralara taşıdı; fakat 7. maçın yükünü kaldıramadı. Etkisizdi, son toplarda bocaladı.

The Unreasonable Man's Notebook


*Bu hafta pek çok lig son buldu, takip ettiğim bir İskoçya ve Arjantin kaldı. İskoçya' yı Celtic kazanırsa tadından yenmez. İtalya' da düşenler: Empoli,Parma,Livorno (çıkanları yazmıyorum daha Serie B bitmedi);İspanya' da düşenler:Zaragoza,Murcia,Levante (İtalya ile aynı durum); İngiltere' de düşenler:Reading,Birmingham,D.County, çıkanlar:West Bromwich,Stoke City,Hull City; Almanya'da düşenler:Nürnberg,Hansa Rostock, Duisburg, çıkanlar:Mönchengladbach,Hoffenheim,Köln. Şampiyonlar Inter, Real Madrid, Manchester United ve Bayern Munich.
*NBA' de konferans finalleri eşleşmeleri belli oldu Lakers - San Antonio (ev sahibi avantajı Lakers' ta) ve Boston- Detroit (ev sahibi avantajını Boston' da). Evet yıllardır bir Boston- Lakers finali bu kadar yakın olmamıştı, çoğu kişi gibi ben de bu finali istiyorum; ama 2005 S. Antonio- Detroit finali 7. maça uzamış ve müthiş bir mücadele olmuştu bu iki takım çıkarsa yine böyle bir final izleyebiliriz( Billups dönerse tabi) .
*Yıllardır oyun dergisi almam; ama GTA IV almaya karar verdiğim için oyunun önceden bir incelemesini okumak istedim ve bayiye gittim, baktım Level var "oo iyi yazmışlardır" diye aldım lakin hiç beğenmedim. Kadro tümden istifa etmiş yeni yeni tipler gelmiş. Rezalet bir GTA incelemesi vardı. Allah Kahretsin! (Bu arada Level' dan ayrılan ekip CD Oyun dergisinden çok sevdiğim Göktuğ Yüksel' in de içinde bulunduğu bir oluşumla Oyungezer dergisini kurmuş. Ona bi bakmak lazım. Zaten bir dergiyi sadece Sinan Akkol ve Göktuğ için alabilirim
http://www.oyungezer.com.tr/ bu da Sinan'ın blogu http://blaxis.blogspot.com/
*"Teknosa' da PS3 turnuvası" diye bir ilan gördük. Gaza geldik 3 eleman toplanıp gittik PES turnuvası zannediyoruz tabi. Ben "şimdi alayınıza gömücem" triplerindeyken bi gittik ki Gran Tourismo turnuvasıymış. Hayatımda oynamadığım bir oyun, zaten elimize aldık geldik. Pes turnuvası başka bahara artık.
*En son heralde 10 yaşında falan yemiştim, geçen gün Ülker Probis yedim hemen çocukluğum aklıma geldi. Nefis bir şey. Bence havada karada Çokoprens' e basar.
*Panora denen alışveriş merkezinin Allah belasını versin, ben bu kadar kötü bir yürüyen merdiven sistemine sahip alışveriş merkezi görmedim. Yürü babam, yürü...
*Nike' ın Mercurial SL diye bir krampon modeli var ya; işte hastasıyım onun kesinlikle alıcam ama hiç bir yerde bulamıyorum, ne illet ayakkabıymış...
*Lost, 24, Prison Break gibi "block-buster" tabir edebileceğimiz(bu tabir filmlere kullanılır ya, neyse) dizilerin hayranıyım; ama biraz da daha küçük yapımlarla ilgilenmeye başladım. Mesela Deadwood dizisinin 1. sezonunu aldım.Western' e bayılırım hoşuma da gitti. Şimdi Entourage' ı almayı düşünüyorum o da Deadwood gibi HBO dizisi, IMDB de 9.2 almış.
*2 filme gittim bu hafta Iron Man ve Fool' s Gold. Fool's gold rezalet bir film, sakın ola gitmeyin. Halbuki Matthew McConaughey 'i severim ama rezalet işte. Tamamen tahmin edilebilir, klişelerle dolu aptal bir macera. Aptal zengin kız karakteri var bide nasıl sinir bozucu. Görsem boğazına sarılabilirim o derece. Iron Man ise tek kelimeyle nefis olmuş. Bu uyarlama Marvel' ın kendi başına yaptığı ilk uyarlama, başka stüdyo karışmamış, iyi de olmuş. Batman Begins ile birlikte izlediğim en güzel çizgiroman uyarlamasıydı. Robert Downey Jr. zaten bir kraldır benim gözümde.
*O değil de Batman demişken, The Dark Knight gelse artık...
*Philips' in beyaz bir kulaklığı var ya hani Ipod kulaklığı gibi beyaz.Çok dandik bir kulaklık. Ipod' un kulaklığının ömrü fazla uzun değildir genelde o bozulunca benziyor diye bu dediğim kulaklığı alan çok kişi vardır; fakat bunun ömrü ondan daha kısa. Daha önce bikere almıştım bozulmuştu birkaç ayda, geçenlerde yeni Ipod' umun kulaklığı bozulunca (1 sene falan dayandı aslında) yine bunu aldım; lakin yine bozuldu. Seni sevmiyorum Philips...
*Arsenal 'in efsane menajeri Herbert Chapman' ı anmak için çıkardığı bir forması var. Bu senenin deplasman forması. Harika bir tasarımı var. Uzaktan bakınca klasik beyaz forma gibi duruyor ama elinizde veya yakından bakınca üzerindeki değişik yazılar hemen farkediliyor. Son yıllarda gördüğüm en güzel forma.95 kağıdı bastırıp aldım; ama değdi.

Bundan sonra her hafta böyle The Unreasonable Man's Notebook bölümü yapmaya karar verdim. O hafta aklımda kalan her türlü ıvır-zıvır olayı yazacağım.

En Asil Duygunun İnsanı

The MeSuT ' ta rastladım. Buraya koymazsam çatlardım. Muhtemelen fake' tir ama yine de...

19 Mayıs 2008 Pazartesi

Efsane Geri Döndü

Ve Kırmızı Şimşekler yeniden ait oldukları yerde...Çoğu futbolsever onları burada görmek istiyordu zaten. Göremeyip büyüklerimizden dinlediğimiz Eskişehir efsanesi uzun süre sonra yeniden en üst seviyede. Seneye "süper" ligimize renk getireceği kesin. Gönül ister ki taraftarsız İst. Belediye, Ankaspor, Oftaş gibi takımlar gitsin daha çok ruhu olan kulüpler gelsin. Özellikle İstanbul-Ankara takımları değil Sakarya, Altay, Göztepe, Ordu, Adanademirspor gibi geleneği olan takımları görmek istiyoruz. Eskişehir bunu başardı ve 12 yıl sonra geri döndü. Darısı diğerlerinin başına.
D-Smart' ım yok maçı izleyemedim ama kıran kırana bir mücadele olmuş. Boluspor ise 3 topunun direk dönmesi ile biraz da şanssızca elenmiş; ama son hafta ilk ikiye giremeyeceğini anlayıp maçı sallamayan Eskişehir' i yenip son sıradan play-off bileti kaptıklarını unutmamak gerek.

Ah Zaragoza, Vah Zaragoza

Dün bir arkadaşla futbol konuşuyorduk, konu İspanya' dan açıldı. "Peki Zaragoza UEFA'ya katılabildi mi" diye sordu. Cevabı duyunca doğal olarak çok şaşırdı. Ben de bu konuda iki kelam ediyim dedim.

Cesar Sanchez, Carlos Diogo, Carlos Cuartero, Oscar Gonzalez, Fabian Ayala, Peter Luccin, Pablo Aimar, Sergio Garcia, Juanfran, Ricardo Oliveira, Albert Celades, Matuzalem, Alberto Zapater, Diego Milito, Sergio


Böyle bir kadroya sahip bir takım küme düştü işte. Geçen sezonu 6. bitiren bu sezon müthiş bir kadro kuran ve UEFA mücadelesi (belki bir ihtimal Şampiyonlar Ligi mücadelesi) yapması beklenen Zaragoza seneye La Liga ya çıkma mücadelesi verecek. İnsanın bu takım Liga BBVA hemen çıkar diyesi geliyor ama bu yıldızlar bu yaz kulüpten uçar. Lige dönüş yolu da kolay olmayacaktır dolayısıyla. Sen bu kadar yatırım yap sezonu 18. bitir, bu kadroyla Turkcell Süper Lig 'in tozunu atarım ben.

Ibrakadabra


Cleveland Cavaliers 92 - Boston Celtics 97

Lebron 50 atarsa Celtics' e tatil yolu gözükür demiştik, 45 attı maç ta ilginç bir şekilde 5 sayı farkla bitti. Bizim elemanlardan birinin doğumgünü sebebiyle ilk yarıyı izleyemedik ama 2. yarı için tv' yi açınca müthiş bir düello ile karşılaştık. Azması gerek dediğim Lebron azmıştı; fakat Paul Pierce 'ın da ondan aşağı kalır yanı yoktu. Uzun yıllar unutulmayacak bir düello oldu. İlginç nokta Cleveland' ın hiç öne geçememiş olması. Kaan Kural ve Murat Kosova ' nın da üzerine bastıkları gibi maçı Celtics Lehine döndüren adam çok kritik anlarda ortaya çıkan PJ Brown' dı. İstatistikleri belki ahım şahım değil ama çok kritik anlarda ortaya çıktı ve tecrübesini konuşturdu, maçı izleyenler ne dediğimi anlayacaktır. Bu adamın geçen sene oynamadığını da hatırlatmakta fayda var. Tuvalette mi ne ikna etmişler oynasın diye öyle bir hikaye var tam bilmiyorum öğrenir paylaşırız yeri gelince.
Gecenin sadece attığı 41 sayıyla değil maçı kazanma hırsı ve bu uğurda verdiği savaş ile diğer çıldıran ismi de Paul Pierce 'dı. Hele maçın sonundaki kritik hava atışında ortada kalan topu kapıp molayı aldıktan sonra kendinden geçti...

5.

Seneye UEFA 'ya gidiyor Milan. 2 hafta önce elde ettikleri 4. lüğü geçen hafta 3 yiyerek yeniden bırakmışlardı Fiorentina' ya. Geçen seneki Şampiyonlar Ligi zaferi bence o kadronun son kurşuydu, nitekim bu sene her kulvarda büyük hayalkırıklığı yaşadılar. Bu yaz revizyon geliyor. Ronaldinho, Eto'o, tekrar Sheva gibi isimler havada uçuşuyor. Milan bu yaz uçacak gibi. Zaten bunları yapmazsa seneye Mayıs' ta İstanbul yolu gözükmez onlara. Bence Ancelotti de gider artık. Geçen sene Bayern' e söylenenler bu sene Milan' a söylenecektir muhtemelen, acaba onları -yenilenmiş kadrolarıyla- Kadıköy' de görebilecek miyiz?

Campione D' Italia

Gerçekten müthiş bir final oldu. Inter 2 sene önce Denizli' de şampiyonluğu bırakan Fenerbahçe' den bile daha kötü görüntü çizerken kurtarıcı yetişti. Ibra attığı iki golle şampiyonluğu getiren adam oldu. Maç İtalya saatiyle 15.00 de başladı ama 17.00 de falan başlasa saha oynanmayacak hale gelebilirdi. İnanılmaz bir yağmur altında oynanan maç özellikle sonlarda topun ilerlememesi yüzünden çığrından çıktı ama iş işten geçmişti o dakikalarda. Böyle bir yağmur bu kadar uzun süre Ankara 19 Mayıs stadına yağsa orda oynanan şeye futbol diyebilir miyiz, tartışılır. Mancini (Kartalsafa'nın deyimiyle Feodal Puşt) maça 17 yaşındaki Balotelli ile başlayarak bence büyük bir hata yaptı. Böyle bir maçta her antrenörün havada karada 17 yaşındaki biri yerine Crespo' yu oynatması gerekir. Zaten Balotelli de serbest atışlardan abuk subuk vuruşlar yaparak başta Güntekin Onay olmak üzere maçın başından beri bu karar hakkında benim gibi bik bik konuşanları haklı çıkardı. Neticede Ibrahimovic oyuna girdi gollerini attı, ve şampiyonluğu getirdi. Inter için gerçekten zor geçen bir sezondu. Müthiş başladılar fakat sakatlaıklardan başlarını kaldıramadılar. Yine de farkı korudular ama baharla birlikte düşüşe geçtiler ve şampiyonluğu son maça kadar alamadılar. Gerçekten sezon başında 4. stoper olarak düşünülen Rivas 4.-5. forvet olarak düşünülen Cruz ve Balotelli ile şampiyonluk savaşı verdiler. Orta sahada da Vieira ve Figo 'nun uzun süren sakatlıkları oldu. Inter kazandık dediği şampiyonluğu kayıplarla verme noktasına geldi (son haftalarda Ibrahimovic de sakattı). Ama yinede rezalet bir havada, hava yüzünden rezalet bir zeminde oynanan bu maçta Inter bir ara korku yaşamasına rağmen Ibra ile sonuca gitti ve 16. şampiyonluğunu kazandı. Milan' la fark 1 şimdi.
ps.Vieira' ya ise izninizle "topsun olm" demek istiyorum. Çok kötüydü, kritik yerlerde topu ıska geçti , bizi deli etti.

Yağmurdan mıdır bilmem televizyon yayını normalden de rezaletti. Zaten İtalya' da büyük takımların sahası dışında yapılan çekimlerden oldum olası tiksinmişimdir. Nerede Bundesliga ve Premier League, nerede Serie A...

Şampiyonluğu getiren adam ve haklı sevinci...

O değil de gidecek mi kalacak mı tartışmaları süredursun, Mancini ve Moratti bu zafer sonrasında kanka moduna girmişler iyice. Şampiyonluğu verseler tablo nasıl olurdu? O da bizim hayalgücümüze kalsın. Ben bu takımın başında seneye Mourinho gelsin isterim. Artık Şampiyonlar Ligi başarısı şart.

18 Mayıs 2008 Pazar

Cavaliers - Celtics Game 7

Sezon başında büyük atılımlar yapıp, kesin şampiyon gözüyle bakılmaya başlayan takımların patlaması durumunda coşmak gibi sapıkça bir zevkim var. Zira bu yaz transferde şov yapan ve şampiyon gözüyle bakılan Boston daha ilk turda Atlanta ile 7. maç oynadı. O seriyi geçen Boston' un karşısına bu defa Lebron James ve Cavaliers çıktı ve yine bir 7. maç. Atlanta' da 7. maçta azıp onları tek başına devirebilecek Lebron gibi bir adam yoktu ama bu maçta Lebron sapıtır bi 50 yollarsa o zaman Boston için tatil yolu gözükür. Dedim ya bu durumdan inanılmaz bir zevk alırdım normalde ama bu sefer anormal bir durum var. O da tüm dünyayı heyecanlandıran Lakers-Celtics finali ihtimali. Lakers konferans finaline yükseldi ve sağlam gidiyor. abc televizyonunun sahibi "bu final için adam bile öldürürüm" demişti. İşte sırf bu final ihtimali yüzünden normalde Cavaliers ' ı tutacak olmama rağmen bugün Celtics' liyim. Keza konferans finalinde de öyle olacak. Celtics şu ana kadar deplasmanda 0-6 evinde 7-0 gitti. Bu maçın evlerinde olması onlar için büyük avantaj. Maç 22.30 da NTV' de.

Kabak Tadı...

Ve Lyon bir kez daha Ligue 1' de mutlu sona ulaştı. Bu ligin birkaç sene daha böyle devam etmesi durumunda kendi kendini tüketmeye başlayacağını düşünüyorum. Gerçi bu sene yarış son haftaya kadar devam etti fakat Bordeaux son hafta Lens' le 2-2 berabere kalınca son haftaya 2 puan önde giren Lyon şampiyonluğu aldı. Onlar da son hafta Auxerre' i 3-1 le geçtiler.Sonunda Lyon 7. defa üst üste kazanmış oldu; ama kanımca Lyon çok büyük atılımlar yapmadığı sürece bu rakipsiz ortamda Şampiyonlar Ligi' nde yarı finali dahi göremeyecektir. Bordeaux' nun ise bu seneki başarısını seneye de tekrar etmesi ve Lyon' u bu denli zorlaması gerekli.
Bu senenin tartışmasız yıldızı ise Karim Benzema' ydı. 20 golle ligi gol kralı olarak bitiren Benzema müthiş bir sezon geçirdi ve Fransa' nın EURO 2008 kadrosunda kendine yer buldu. Stilleri çok benzediği için birbirlerini tamamlayıcı rol üstlenemezler belki ama yine de Henry ve Benzema öldürücü bir ikili oluşturabilir. Daha büyük kulüplerin de transfer listesine giren Benzema GOAL' ün Mayıs sayısına verdiği röpotajda henüz Lyon' dan ayrılmayı düşünmediğini söylemişti. Bende bu yaz Lyon'dan ayrılacağını düşünmüyorum daha büyük bir kulübe transfer olmadan 1-2 sene daha Lyon' da oynamalı.

Auf Wiedersehen...




Bayern Güle Oynaya Şampiyon



Şampiyon Bayern Allianz Arena' da sezonun son haftasında Hertha Berlin' i 4-1 le geçerek sezonu noktaladı. Sezon içinde beklenildiği kadar dominant bir performans gösteremese de bu şampiyonluğun savaşılmış ve zor kazanılmış olduğunu söylemek yanlış olur. Güle oynaya dedik ama aslında biraz buruk bir şampiyonluktu. Kulüp adına iki efsane Oliver Kahn ve "der General"
Ottmar Hitzfeld seneye bu takımda olmayacak. Kahn emekli oldu, Hitzfeld ise seneye İsviçre milli takımının başına geçecek. Bu yüzden kutlamalarda duygu dolu anlar yaşandı. Kolay değil iki efsaneye aynı anda veda etmek. Bir diğer önemli noktada Bayern' in bu sezon ligde sadece 21 gol yiyerek bir rekor kırması. Kahn' ın veda ederken bir rekoru daha kırdı.

Ümit Karan

Milli Takım kadrosunu daha sonraki zamanlarda irdeleyeceğiz; ama şimdi aklıma takılan bir noktadan biraz bahsetmek istiyorum. Fenerbahçe' li bünyem fazla sevmese de her zaman en tırstığım oyuncuların başında gelir Ümit Karan, hatta ülke sınırları içinde en tırstığım adamdır. Milli takım hocası olsam her zaman banko kadroya alıcağım adamdır. Kanımca Halil' den de, Semih' ten de, Mevlüt'ten de daha tehlikeli bir golcü. Fatih Terim ile aralarında problem olduğunu duymuştum.

16.00 ' ya Az Kaldı

Homenaje al campeón

El Diablo bu sene performansıyla yeniden zirveye çıktı gerçi Aragones denen günahım kadar sevmediğim adam onu yine milli takıma almadı daha sonra o konuya değinicez zaten. Real Madrid için (en azından La Liga' da) müthiş bir sezondu. Şampiyon bu akşam TSİ 21.00 da sezonu Levante maçı ile noktalıyorlar. Maç NTV Spor 'da.

FA Cup Final : Portsmouth 1-0 Cardiff City

Maçı izleyemedim ama Portsmouth' un kazanmasını istiyordum, öyle olmuş. Bu tür Premier League takımlarının böyle kupaları alması ezelden beri hoşuma gider. Zaten bizdeki Türkiye Kupası gibi değil çok köklü ve anlamlı bir kupa. Tek gol 37. dakikada Arsenal' den hatırladığımız Kanu' dan gelmiş. En son 1939' da kazanmışlar, gece gündüz kutlasınlar bu zaferi..

Futbolun Diğer Sporlardan Ayrılan Yanı